Posted on

Türkiyede Arıcılık ve Sorunları

Türkiyede Arıcılık ve Damizlik Ari Sorunu

  • Türkiye Arıcılığının Mevcut Damızlık Yapısı
  • Türkiye’de Koloni Verimi Çok Düşük
  • Dünya’da 50 milyon bal arısı kolonisi var ve toplam bir milyon ton bal üretilmektedir.
  • Türkiye 5,3 milyon koloni varlığı ile Çin’den sonra Dünyada ikinci ülke konumundadır.
  • Dünya bal ticareti 350.000 tondur. Türkiye Dünya bal ticaretinde yer alamamaktadır.
  • Türkiye 2008 yılında bal ithal etmiştir.
  • Önlem alınmasa gelecek yıllarda da bal ithalatı söz konusu olabilir.
  • Çin’de koloni başına verim 48 kg. Kanada, Avustralya gibi ülkelerde verim Çin’den de yüksek. Arjantin, Meksika, Ukrayna ve ABD de verim 25 kg’ ın üstündedir.
  • Dünya koloni verim ortalaması 20 kg. (FAO 2010).
  • Türkiye’nin koloni başına bal verimi 15 Kg dır. Ve çok düşüktür.
  • Türkiye Beş Ayrı Arı Irkını Barındırıyor
  • Türkiye’nin 7 ayrı iklim bölgesin de, 12.000 bitki çeşidi bulunuyor.
  • Bunların takriben üçte biri ballı bitkiler.
  • Arı bilimcileri Bodenheimer, F.Rutner, Br. Adam ve pek çok Türk araştırmacılara göre Türkiye’de beş ayrı bal arısı ırkı mevcut.
  • Rutner’in Ortadoğu Arı Irkları Haritası
  • Her Irk Kendi Bölgesinde Verimli İdi.
  • Gezginci arıcılık başlamadan önce Türkiye’de Kafkas, Anadolu, Muğla, Suriye ve İran Arı Irkları kendi bölgelerinde yaşıyorlardı. Ve kendi ekolojilerinde verimli idiler.
  • Her ırk kendi bölgesinin ikliminde ve bitki örtüsünde on binlerce yıl yaşamış, olumsuz iklim şartlarına dayanabilmiş, hayatta kalabilmişlerdi.
  • Orijinal anadolu Arısı Arılığı Kapullu köyü Beypazarı Ankara
  • Orijinal Kafkas Arısı Arılığı Uğur Köyü Camili Borçka Artvin
  • Türkiye’de Doğal Arı Irkları Kaybolma Sürecine Girdiler
  • Şimdiler de saf ırklar kolay bulunamamaktalar.
  • Diğer yandan bu doğal arı ırkları arıcılığı geliştirmek, koloni başına verimi yükseltmek için elde mevcut en önemli ve son kaynaklardır.
  • Türkiye arıcılığı bu genetik çeşitlilikten yararlanamamış, tam tersine onlarca nesil birbirleri ile melezlenen ırkların verimsiz melezleri ile arıcılık yapma zorunda kalmıştır.
  • Koloniler kamyonlarla bölgeden bölgeye, binlerce kilometre uzaklara taşınmaktadır.
  • Yirmi- Otuz kuşak Melez Koloniler Oluştu (Genetik Kirlilik)
  • 60 yıldır sürdürülen gezginci arıcılık nedeni ile saf ırklar kendi coğrafyalarında bile melezleştiler.
  • Şu anda arıcıların ellerinde 20 –30 kuşak melez koloniler bulunmaktadır.
  • Melezlenme, gezginci arıcılık, arı ticareti, yanlış Ana Arı üretimi ve satışı ile artarken, yurt dışından gelen yabancı ırklarda melezlenmeyi artırmaktadır.
  • Şimdilerde üç milyona yakın koloni yılda 3-5 kez yer değiştirerek arıcılık yapılmaktadır.
  • Türkiye’de arıcıların göç yolları. Üç milyona yakın koloni sürekli gezdirilmektedir

Gezginci Arıcılık:

1950’li yıllardan itibaren ulaşım imkânlarının gelişmesi ile başlayan gezginci arıcılık sisteminde, arıcılar, arılarını nerede taze çiçek varsa o çiçeklerden bal üretmek için taşımaya başladılar. Arıcılar bu işi daha da ileri götürerek, bir bölgenin arısını başka bölgelerde kışlatmaya başladılar.

Bal arısı üreme biyolojisine göre ana arılar kendi kovanının erkek arıları ile döllenmezler. Kovanlarından birkaç Km uçtuktan sonra feremon hormonu salgılarlar. Bu hormonu algılayan başka kovanların erkek arıları ile döllenirler. Gezginci arıcılık düzeninde arı biyolojisinin gereği değişik ırkların kolonileri birbirlerini dölleyerek melezleştiler.

Şimdilerde yılda üç milyona yakın koloni yılda 3-5 kez yer değiştirerek arıcılık yapılmaktadır.

Melezlenmenin boyutu her geçen yıl katlanarak artmaktadır.

Gezginci arıcıların ellerinde ırk özelliklerini kaybetmiş, çok oğul veren hırçın bal yapmayan koloniler oluşmuştur.

Arı Ticareti

Eylül ve ekim aylarında Çam Pamuklu Koşnilinin (Basra Böceği) salgısından bal yapan Muğla Arısı Dünya’nın en hızlı gelişen arısıdır. Bu arı ilkbahar ve yaz aylarında bal stoklamaz, sürekli yavru yapar. Bu arının genetiğinde ilkbahar ve yaz ayları çoğalma, Eylül Ekim aylarında Basra’dan bal yapma davranışı vardır. Bu arı on binlerce yıl böyle yaşamış ve genetik şifresi böyle oluşmuştur.

İlkbahar ve yaz aylarında gelişme hızı yüksek olan bu arı Ege Bölgesi’nden arı tüccarları tarafından satın alınarak Türkiye’nin diğer bölgelerine satılmaktadır. Ancak bu arı satıldığı Anadolu’nun diğer bölgelerinde sonbaharda Basra Böceği olmadığı için aç kalmakta ve kışında ölmektedir.

1990 – 2000 yılları arasında Ege Bölgesi’nden alınan 700 bin koloni Anadolu’ya dağıtıldı. Bu koloniler melezleşmeyi hızlandırdılar ve verildikleri yerlerde iklim uyumsuzluğundan dolayı öldüler. Bu yanlışlık halen devam ettirilmektedir. İlkbaharda Güney ve Ege Bölgelerinden edinilen koloniler doğu illerine satılmaktalar ve bu koloniler doğu illerinde kışın ölmekteler.

Ankara İlinde 1982 yılında 90.000 koloni varken 1990 yılından sonra kamu desteği ile 5 kez toplam 20.000 koloni dağıtılmıştır. Şimdilerde Ankara İlinde toplam sadece 60.000 koloni bulunmaktadır. Başta dağıtılan koloniler olmak üzere Ankara’da kolonilerin %50’si ölmüştür.

Muğla Arısı kendi bölgesine uygun bir arıdır, ancak başka bölgelerde melezleri bile ölmektedir.

Arı ticareti ile de melezlenme hızlandırılmaktadır.

Arı ticaretinden kazananlar sadece arı tüccarlarıdır.

Yanlış Ana Arı Üretimi ve Satışı:

Bölgesel arı ırklarını korusunlar ve arıcılara ana arı üretimini öğretsinler diye 1960’lı yıllarda Ankara’da Arıcılık Araştırma Enstitüsü; Fethiye, Bitlis ve Ardahan’da üretme istasyonları kurulmuştu. Bu kuruluşlar, on binlerce yılda oluşmuş ve kendi bölgesinde verimli olan doğal arı ırklarını koruyamadılar ve kapatıldılar.

Kafkas Irkı’nın dışındaki doğal ırklar korumaya alınamadılar.

Son yıllarda yürütülmeye çalışılan Ülkesel Arıcılık Projesi’nde de ırk bazında belirleme ve koruma ele alınmadığından ırklar belirlenip korunamamış ve damızlıklar oluşturulamamıştır.

1980’li yıllarda başlayan ana arı üretimi damızlık ayağının oluşturulamaması ve denetimsizlik nedeni ile gelişemedi. Halen üretilmekte olan yıllık 200.000 civarındaki ticari ana arıların tamamı Kafkas diye pazarlanmaktadır. En olumlu tanımlama ile bu ana arıların %80’i üretim maliyeti ucuz olduğu için Ana Kafkas x Baba Muğla melezleridir.

Muğla Baba melez ana arıların yaz aylarında bal stoklamadıkları, sürekli yavru yaptıkları ve kendilerini çam balına hazırladıkları bilinmektedir.

Muğla Baba melez ana arılar sonbaharda çam balına götürülmediği takdirde yeteri bal stokları olmadığından kışı soğuk geçen bölgelerde yaza çıkamamaktalar.

Üretilmekte olan Kafkas Ana x Muğla Baba ana arıların tamamı Muğla Arısı’nın bölgesi dışına satılmaktadır ve bu ana arıların kullanıldığı koloniler kışın ölmektedirler.

2011 yılında Ankara’da Ana Arı üretimi yapan işletmelerin kontrol raporuna göre bu işletmelerde yukarıdaki yanlışlıklar belirlenmiştir. Bu işletmelerde erkek arı yetersizliğinden dolayı ana arı kalitesi çok düşüktür. Muğla Baba melez ana arılar da melezleşmeyi hızlandırmaktadır.

Yurt Dışından Gelen İzinli ve Kaçak Ana Arılar.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yürürlükteki mevzuatına göre

Kafkas dâhil İtalyan, Karniol, Buckfast gibi ana arıların Türkiye’ye girişi yasaktır.

Kafkas Arısının yurt dışına çıkışı da yasaktır.

Ancak arılarla çalışan bazı kamu kurumları ve üniversiteler yabancı arıların melezlerini dağıtmaktadırlar.

Bakanlıkça ana arı üretim izni verilmiş bazı üreticiler de bu ana arıların melezlerini satmaktadırlar.

Bu yabancı ırklarla da genetik kirlilik artırılmaktadır.

Erkek arı kolonisi bulundurulmayan, Ana arıların yeterince döllenemediği çiftleştirme bölgesi

Melez Koloniler Küçüldüler, Hırçınlaştılar, Dirençleri Azaldı ve Verimsizleştiler

Ballık dahi kullanılmayan Muğla arıcılığında olduğu gibi koloniler küçüldüler.

Koloniler yeteri büyüklüğe ulaşmadan yani kuluçkalığı bile doldurmadan oğul vermekteler. Kolonilerin dirençleri azaldı, arı hastalıkları arttı, hırçınlaştılar ve verimsizleştiler.

Melez arıların hırçınlığı nedeni ile yerleşim yerlerinde arı sokmalarından şikâyetler arttı. Amatör arıcılar yerleşim yerlerinin dışına çıkmaya zorlanıyorlar. Gezginci arıcılar meskûn yerlerden çok uzaklara yerleşmeye mecbur kalıyorlar.

Ege Bölgesi’nden toplanarak Anadolu’ya dağıtılan ve ölen 700.000 koloni gibi; kolonilerin bölgelere uyumu zorlaştı. Kurak yıllarda ölümler arttı: 2007-2008 yıllarında yaşanan kuraklık nedeni ile %40-50 oranına varan koloni kayıpları oldu.

2011 – 2012 kışı kayıpları % 30 un üzerinde seyretti.

2012 yazında yaşanan olumsuz iklim koşulları nedeni ile 2012 kışında % 40-50 oranlarında koloni kayıpları beklenmektedir.

Gezginci arıcılık, Arı ticareti, Yanlış ana arılar ve yurt dışından gelen ırklarla aşırı melezleşme sonucu çok oğul veren, hırçın, soysuz, bal yapmayan koloniler oluştu.

Teknik Arıcılık Uygulanmıyor, Ana Arılar Yenilenmiyor

Arıcılarımızın kolonilerinde damızlık ana arı kullanmamaları ve ana arılarını yenilememeleri nedeni ile koloni başına verim düşüktür.

Arıcılık tekniğine göre bir koloninin ana arısının her yıl ya da en geç iki yılda bir yenilenmesi gerekir. Yenilenen ana arılar yüksek verimli ve bölge şartlarına adapte ana arılar olmalıdır.

Türkiye geneli için yılda en az koloni varlığının yarısı kadar 2 milyon 650 bin ana arı ihtiyacı vardır. Kalitesi bir yana, yılda üretilen ticari ana arı miktarı 200.000 civarındadır. Bu üretim ihtiyacın ancak on üç de biridir.

Bir kısım arıcılarımız ellerindeki soysuzlaşmış, çok oğul veren koloniler kendiliğinden kolayca ana arı yaptığı ve değiştirdiği için ana arı üretmeyi gereksiz buluyorlar. Ege Bölgesi arıcılarımızın ellerindeki Muğla arısı melezi koloniler bu grup kolonilerdir.

İleri derecede melez koloniler çok oğul yaptığı için ana arılar doğal olarak gençleşiyorlar. Ancak oğul veren koloniler de bal yapmıyorlar. Arılıkta koloni sayısı azalmasa bile bal üretimi artmıyor.

Arıcıların büyük çoğunluğu ana arı üretimine zaman ayırmıyorlar.

Ticari ana arı alıp kullananlar ticari ana arıların kalitesizliği nedeni ile yeteri fayda görmedikleri için ana arıyı önemsemiyorlar.

Son yıllara kadar da kendi ana arılarını üretmek isteyenler damızlık ana arı bulamıyorlardı.

Düşük Verim Nedeni ile ya Şekerli Besleme Yapılmakta ya da Arıcılık Terk Edilmekte

Düşük verim nedeni ile daha fazla gezgincilik yapılmakta ve işletme masrafları daha da artmaktadır.

Melez kolonilerden verim alınamadığı için şekerli besleme daha da yaygınlaşmaktadır.

Kolonileri besleme amacı ile mısır şekeri orijinli takribi yıllık 15.000 ton ticari arı keki kullanılmaktadır.

Petekli bal üretimi amaçlı en az 20.000 ton pancar şekeri kullanılmaktadır.

Bu şekerler hesaba katıldığında koloni başına verimin 10 Kg’ın da altında olduğu görülmektedir.

Şekerli besleme ile bal kalitesi düşmektedir.

Şekerli besleme yapmayan iyi niyetli üreticiler işletmelerinin masraflarını karşılayamadıkları için arıcılığı terk etmektedir.

Arıcılıkta tam bir kısır döngü yaşanmaktadır.

Diğer Ülkeler Bu Sorunu Nasıl Çözmekteler?

Arıcılığı gelişmiş ülkelerde yerli ırkların seleksiyon ve ıslah çalışmaları yapılmıştır.

Yapılan bu çalışmalarla yüksek verimli, bölgesine adapte damızlıklar oluşturulmuştur.

Arıcılar bu yüksek verimli damızlıklardan üretilen ana arılarla arıcılık yapmaktalar.

Orijinal ırkı olmayan ülkelerde kendi iklimlerine uygun damızlıkları ithal ederek arıcılık yapmaktalar.

Almanya’da Karniol, Avustralya ve İsrail’de İtalyan gibi ırklar kullanılmakta, Çin, ABD ve Rusya gibi birkaç ırkın kullanıldığı değişik iklimlere sahip geniş ülkelerde ise arıcılar kendi bölgelerine uygun ırklar ile arıcılık yapmaktadırlar.

Bu ülkelerde her arıcı hangi arı ırkı ile çalıştığını bilmektedir.

Her arılık kolonilerinin ana arılarını her yıl veya en geç iki yılda bir yenilemektedir.

Arıcılar ihtiyaçları olan ana arıları ya kendileri üretmekte ya da ismine doğru güvenilir ticari ana arıları satın alarak arıcılık yapmaktadırlar.

Türkiye’de Damızlık Sorunu Nasıl Çözülür?

Türkiye arıcılığı 60 yıl zaman kaybetmiştir. Bu sorun çözülmeden arıcılığı sürdürmek mümkün değildir.

Kafkas ırkında olduğu gibi Anadolu, Muğla ve Meda doğal arı ırkları acilen tanımlanmalı ve korunmalıdır.

Korunan kolonilerde seleksiyon çalışmaları yapılmalıdır.

Selekte edilmiş materyalden damızlık ana arılar üretilmelidir.

Bu damızlık ana arılar ticari ana arı üreticilerine ve kendi ana arısını üreten bal üreticilerine servis edilmelidir. Her arıcıya kendi kullanacağı melez ana arısını nasıl üreteceği öğretilmelidir. Her bölge için uygun saf ırk veya saf ırkın melezi belirlenmeli ve üreticilere tavsiyede bulunulmalıdır.

Bölgelere uygun ticari ana arı üretimi ve pazarlaması denetim altına alınmalıdır.

Ticari ana arı üreten işletmelerin ismine doğru üretim yapıp yapmadıkları ve üretilen ana arıların üretim kalitelerinin yeterli olup olmadığı denetlenmelidir.

Her arıcı ana arılarını her yıl veya iki yılda bir yenilemelidir.

Bu çalışmalar yapıldığında koloni başına bal verimi bugünkünün en az iki katına çıkacaktır.

ANG Vakfı Tarafından AR-GE Faaliyeti Olarak Yürütülen Damızlık Kafkas Arısı Çalışmaları Diğer Irklarda Yapılacak Damızlık Çalışmalar İçin Önemli ve Başarılı Bir Örnektir.

Kafkas Arısı 1998 yılında Artvin – Borçka – Camili izole bölgesinde korumaya alınmıştır.

Havzadaki 2400 kolonide seleksiyon çalışması yapılmaktadır. Seleksiyonda suni tohumlama tekniği kullanılmaktadır. Camilide üretilen bu Kafkas Arısı 2004 yılında Bakanlık Irk Tescil Komisyonu tarafından tescil edilmiştir.

Üretilen Saf Kafkas Ana Arılar Bakanlık tarafından damızlık kabul edilmektedir.

Bölgede yapılan bilimsel çalışmalarda Kafkas Arısı’nın Camili ve Posof – Süngülü olmak üzere iki ayrı eko tipinin olduğu belirlenmiştir. Rusya’da Kafkas arısının 6 ayrı eko tipi mevcuttur.

Selektif 400 Saf Kafkas koloniden oluşan damızlık Ana Arı üretim işletmesi kurulmuştur.

Damızlık işletmesinde ve sözleşmeli arılıklarda yılda 7500 Saf Kafkas Ana Arı üretilmektedir. Sistemden her yıl seçilen 100 koloni eşit şartlarda bal üretiminde yarıştırılmakta ve bu kolonilerin en verimlileri bir sonraki yıl damızlık olarak kullanılmaktadır.

Camili’deki seleksiyon ve üretim çalışmalarının benzeri Posof’ta da yapılmaktadır. 300 selektif koloniden oluşan damızlık arılığı kurulmuştur. Posof işletmesinde yılda 2500 ana arı üretilmektedir. Camili ve Posof izole bölgelerinde üretilen Saf Kafkas Damızlık Ana Arılar ticari ana arı üreten işletmelere ve kendi ana arısını üreten bal üretim işletmelerine damızlık olarak servis edilmektedir.

Camili orijinli Ana Arılar Karadeniz ve Marmara Bölgelerine, Posof Orijinli Ana Arılar Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgelerine verilmektedir.

Her biri ülkemizin bir doğal varlığı olan bal arısı ırklarını korumanın önemini gören ANG Vakfı 14 yıl önce Camili’ye gitmiş, çok zor şartlarda çalışmış, kamu kaynağı kullanmadan Kafkas Arısını izole etmiş ve tescilini sağlamıştır. Seleksiyon çalışmalarını halen sürdürmekte ve bugün damızlık Kafkas Ana Arıları arıcının hizmetine sunmaktadır.

Orijinal Siyah renkli Kafkas Arısı kolonisi

Ana arı üretiminde sağlıklı ana arı gözleri

Borçka Camili Köyünde suni tohumlama laboratuarı

Damızlık Saf Kafkas Ana Arı Üretim İşletmesi ,Camili

Damızlık Saf Kafkas Ana Arı çiftleştirme arılığı , Camili Efeler Köyü

Seleksiyon ve suni tohumlama programı bal üretimi test kolonileri Camili Maral köyü.

Posof Eko tipi Saf Kafkas Ana Arı Üretim Arılığı, Posof, Ardahan

Damızlık Ana Arılar kargolarla arıcılarımıza ulaştırılmaktadır.

Kafkas Damızlıkların Türkiye Arıcılığına Yaptığı Katkı

Bal üreticileri servis edilen toplam 10.000 adet Saf Kafkas ana arıyı kendi melez ana arılarını üretmede kullanmaktadırlar.

ANG Vakfı’nın arıcılık çalışmalarında geliştirilen ve her arıcının kolayca uygulayabildiği basit ana arı üretim tekniği; bedelsiz olarak gönderilen broşür, kitap, CD’ler ve televizyon eğitim programları ile arıcılarımıza anlatılmaktadır.

Arıcılarımız her bir damızlık Ana Arıdan ortalama 25 adet kendi kullanımları için F1 melez ana arı üretebilmektedir. Türkiye genelinde üretilen birinci nesil (F1) melez ana arı miktarı yıllık 250.000 civarındadır.

Bal üreticileri tarafından üretilen bu ana arılar yılda en az beş bin ton fazla bal üretilmesine vesile olmaktadırlar.

Üretilen fazla balların ise değeri 50 – 75 milyon liradır.

Arıcılar bu sistemden çok memnundurlar.

Tüm bu çalışmalarda akademisyenlerden ve yabancı uzmanlardan yararlanılmaktadır.

Damızlık ana arı satışlarının bölgelere göre dağılımı tablosu

Kendi ihtiyacı ana arılarını üreten organik bal üreticisi bir arıcı Karşı köy Borçka, Artvin.

Kendi ihtiyacı ana arılarını üreten arıcılarımızın el kitabı

Uluslararası Kafkas Arısı Çalıştayı katılımcıları Camili köyü Borçka Artvin

Macahel Arıcılık A.Ş’ nin Ticari Ana Arı Üretim İşletmeleri

Ticari ana arılar doğrudan bal üreticilerine servis edilmektedir.

Macahel Arıcılık A.Ş. Camili ve Posof izole bölgelerinin dışında Artvin’de Ana Kafkas x Baba Kafkas (Artvin Kafkası) 3000 ticari ana arı üretmektedir.

Bu ana arılar Karadeniz ve Marmara bölgelerine verilmektedir.

Ankara’da seçilen bir izole bölgede Ana Kafkas x Baba Kafkas, 10.000 adet ticari ana arı üretilmektedir.

Bu ana arılar Doğu Anadolu ve İç Anadolu’ya verilmektedir.

Aydın’da, Ana Kafkas x Baba Muğla 5.000 ticari ana arı üretilmektedir.

Bu ana arılar Ege ve Akdeniz bölgelerindeki çam balı üreticilerine verilmektedir.

Ticari Kafkas (F1) Ana Arı üretim işletmesi, Güdül, Ankara

Ticari Kafkas (F1) Ana Arı üretim işletmesi , Kızılcahamam, Ankara

ANG Vakfı Diğer Arı Irklarını da Programına Almıştır.

ANG Vakfı Kafkas Arısı’nda olduğu gibi Anadolu ve Muğla Arı Irklarının da belirlenmesi, izole alanlarda korunmasını ve damızlık merkezleri oluşturulmasını programına almış ve çalışmaları başlatmış bulunmaktadır.

“Orta Anadolu Arısını Belirleme ve Koruma Projesi” Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı TAGEM Genel Müdürlüğü’ne AR-GE desteği için sunulmuştur. Proje tüm aşamalardan geçerek destek sözleşmesi imzalanmıştır.

Projenin toplam üç yıllık giderleri olan 2.330.000 TL ihtiyacın 190.000 TL lik kısmı Bakanlık AR-GE fonlarından desteklenecektir.

Orta Anadolu Arısını Belirleme ve Koruma Yöntemi:

Orta Anadolu Arısı’nın bilinen özellikleri:

*Sarı renkli,

*Kışa çok dayanıklı,

*Kış aylarında çok az bal tüketen,

*Erken ilkbaharda hızlı gelişen,

*Kovanının yerini şaşırmadan bulabilen,

*Kısmen hırçın

*Sadece Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında vejetasyonun olduğu İç Anadolu stebinde üç ayda koloni gelişimini tamamlayıp, diğer dokuz ay için kendine yetecek stoklayabilen bir arı ırkı olarak tanınmaktadır.

Anadolu Arısını en iyi tanımlayan B. Adam’dır. Anadolu Arısı’nı erkek hattı olarak kullanmış ve Dünya’nın en verimli Buckfast melezini yapmıştır.

Anadolu Arısı Çin’de de kullanılmaktadır.

Orta Anadolu Arısını Belirleme ve Koruma Projesi’nde Yapılan Çalışmalar

a. Saha ve Arıcı Taraması:

Orta Anadolu Arısı’nın bilinen özellikleri göz önünde tutularak saf veya safa yakın kolonilerin hangi arıcılardan temin edileceği belirlenecektir. Ankara, Eskişehir, Çankırı, Karabük, Kırıkkale, Çorum, Yozgat, Kastamonu, Sinop, Konya, Kayseri, Aksaray ve Niğde İlleri taranacaktır. Ankara ilindeki arılıklar belirlenmiştir.

b. İzole Alanda Koruma Arılığının Tesis Edilmesi

Ankara – Kızılcahamam – Kırkırca Köyü Kaplan Deresi izole alan olarak belirlenmiştir. Orman Genel Müdürlüğünden izin alınmış, yol yapılmış, arılık yaban hayvanlarının tahribatını önlemek için tel çitle çevrilmiştir. Her arılıktan 10-20 civarında Anadolu kolonisi geleneksel sepet kovanlar içindeki satın alınmakta ve koruma arılığına getirilmekte ve çerçeveli kovanlara aktarılmaktadırlar.

c. Genetik Analizler

İşçi arıların kanat damarlarında yapılan ölçümlemelerle ilk etapta hangi orijinal grupların Anadolu Arısı özelliği gösterdiği belirlenecektir. Anadolu Arısı özelliği gösterenler sistemde tutulacaktır. İleri aşamalarda diğer morfolojik çalışmalarla Mikrosatalit ve DNA analizleri yapılacaktır.

d. Fizyolojik Gözlemler

Koruma arılığına alınan kolonilerin 10-15 günlük aralıklarla fizyolojileri; yani ana arılarının yaşı, koloni kondisyonu, yavru kondisyonu, ördüğü petek miktarı, ana gözü yapma davranışı, oğul verme davranışı, kışlama özelliği, hırçınlığı, temizleme davranışı ve topladığı nektar miktarı gözlenecektir.

e. Suni Tohumlama Çalışmaları

İkinci ve üçüncü nesil kolonilerin ana arıları her orijinal grup için o grubun kolonilerinden üretilecek ve aynı grubun erkek arıları ile suni döllenerek elde edileceklerdir. Orijinal gruplar birbirleri ile karıştırılmayacaklardır.

f. Değerlendirme

Kolonilerin morfolojik, fizyolojik ve genetik değerleri üç nesil izleneceklerdir. Üç nesilde değişiklik göstermeyen orijinal gruplar elde tutulacaklardır. Orijinal grupların ortak değerleri Anadolu Arısı’nın özelliklerini oluşturacaktır. Ortaya çıkan ortak değerler Anadolu arısının değerleri olarak alınacak ve tescili istenecektir.

g. Ana Çıktı

İlk üç yılda elde edilecek ana çıktı melezlikten arındırılmış orijinal Anadolu Arısı kolonilerinin elde edilmesi ve Anadolu Arısı’nın Morfolojik, Mikrosatalit, DNA ve Fizyolojik değerlerinin belirlenmesi olacaktır.

h. Seleksiyon ve Diğer Islah Çalışmaları

Daha ileri yıllarda her orijinal gruptan üretilecek kız kardeş Ana Arılar, eşit çevre ve bakım besleme şartlarındaki test arılıklarında yarıştırılacaklardır. Bu yarışmada hangi orijinal grubun veya grupların daha verimli olduğu ortaya konacaktır.

Orijinal sepet kovanda sarı renkli Anadolu Arısı

Anadolu Arısı arılığı , Oyma ağaç Köyü, Beypazarı , Ankara

Anadolu Arısı arılığı , Kirmir Kanyonu, Taşören Köyü, Güdül, Ankara

Anadolu’da 3000 yıldır kullanılan geleneksel sepet kovanlar ve koloninin çerçeveli kovana aktarılması

Anadolu Arısını koruma arılığı , Kaplan deresi , Kırkırca Köyü, Kızılcahamam

Muğla Arısını Belirleme ve Koruma Yöntemi:

Muğla Arısının Bilinen Özellikleri :

Gri esmer renkte,

İlkbaharda hızlı gelişen,

Canavar sarı arıya karşı savunma içgüdüsü olan,

Binlerce yıldır Çam Pamuklu Koşnili ile bir nevi ortak yaşamış,

Yıllık koloni gelişimini ilkbahar florasına göre değil, sonbahardaki Çam Pamuklu Koşnilinin salgı zamanına göre düzenleyen bu fizyolojik davranışı nedeni ile Dünya’da benzeri olmayan bir arı ırkıdır.

Yapılan bir araştırma,

Ana Kafkas x Baba Muğla melezlerinin orijinal Muğla ile paralel verimli, Ana Muğla x Baba Kafkas melezlerinin orijinal Muğla’dan daha yüksek verimli olduğunu göstermektedir.

Muğla Arısı’nın belirlenmesi ve korunması çalışmaları da Orta Anadolu Arısı’nda izlenen yöntem uygulanarak yürütülecektir.

Koruma alanı olarak Dilek Yarımadası Milli Parkı’nın batı ucundaki Koyunlu Tepe ile Deveboynu Tepe arasındaki Bademlik alanı öngörülmektedir

Özellikle Muğla ana x Kafkas baba melezleri üretimi için, saf Muğla arısı ortaya konacaktır.

Dilek Yarımadası Milli parkı , Kuşadası , Aydın

Destek Gereksinimi

Damızlık Çalışmaları Desteklenmelidir.

Kafkas arısının gen merkezi olan Camili ve Posof’taki kolonilere TAGEM Genel Müdürlüğünce yerli ırkların üretici elinde korunması desteği verilmektedir.

Bu destek artırılmalıdır.

ANG Vakfı’nın Anadolu ve Muğla Arılarını Belirleme ve Koruma Projeleri desteklenmelidir.

Bu projelerin finansman gereksinimi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Anadolu arısı için yapmış olduğu AR-GE desteği gibi kaynaklarla desteklenmelidir.

İzole Alan Gereksinimleri

Orta Anadolu Arısının korunması için; Orman Genel Müdürlüğünce Kızılcahamam Kırkırca köyü Kaplan deresinin kullanılmasına müsaade edilmiştir.

Muğla arısı için Dilek yarımadasının batı ucundaki yeterli bir alanın kullandırılması talebimiz bulunmaktadır.

Bu destekler sağlandığında ANG Vakfı gereken her iki ırk için belirleme ve koruma çalışmalarını yapabilecek deneyim ve kadrolara sahiptir.

Kendi Ana Arılarını Üreten Bal Üreticisi Arıcılar Desteklenmelidir.

Her arıcıya kendi ihtiyacı ana arılarını üretmesi öğretilmelidir.

Bu öğretiler kurslar, broşürler ve VCD- DVD’lerle yapılabilir.

Kendi ana arısını üreteceklere damızlık ana arı ve çiftleştirme kutusu veya ruşet kovan desteği verilebilir.

İllerin Arı Yetiştiricileri Birlikleri eğitimi ve girdi teminini projelere dayalı olarak organize edebilirler.

Beklenen Sonuç

Destekler sağlandığında, Kafkas Arısı’na ilaveten Orta Anadolu ve Muğla Arı ırkları da belirlenecekler, korunacaklar ve damızlık merkezleri oluşturulacaktır.

Üçüncü yıldan sonra Saf Anadolu ve Muğla Damızlıkları da verilebilecektir.

Orta Anadolu illerinde 5 bin ailenin ellerinde bulunan takribi 500 bin koloninin, Ege Bölgesi’nde 10 bin ailenin elinde bulunan takribi bir milyon koloninin bal üretimlerinin en az % 50 oranında artacağı beklenmektedir.

Kafkas damızlıklarla gelişen yapı da bu kapsamda düşünüldüğünde altı yıl gibi kısa bir zaman da Türkiye genelinde kolonilerin %50’ si olan 2 milyon 500 bin kolonide yüksek verimli ana arılar kullanılır düzeye ulaşılabilecektir.

Altı yılda Türkiye genelinde ana arı kullanılan koloni veriminin %50 artacağı öngörülmektedir.

Arıcı başına bir kez olmak üzere 750 TL lik bir destekle

Her yıl 14.100 TL fayda sağlanacaktır.

Türkiye genelinde 25.000 arıcıya bir kez olmak üzere 18.750.000 TL destekle

Her yıl 352.500.000 TL fayda sağlanabilecektir.

Melezleşen ve kaybolan doğal arı ırkları yeniden bölgelerine ikame edilmiş olacaklardır.

Gezginci arıcılığa rağmen ırkların melezleşmesi önlenmiş olacaktır.

Arıcılar kendi bölgeleri için en verimli olan damızlıklarla üretim yapabileceklerdir.

Arıcılık ülkenin hak ettiği verimliliğe kavuşacaktır.

Tüketici gerçek bala para ödeyecektir.

Bal bir dış satım ürünü olacaktır.

Posted on

Gezginci Arıcılık

Gezginci Arıcılık

Bir koloniden daha fazla  ürün alabilmek ve bitkilerde tozlaşmayı sağlamak amacıyla kovanların bir yerden başka bir yere taşınmasına “gezginci” seyyar arıcılık denir. Arıcılık yapılan bölgede çiçeklenmesi kısa süren az sayıda ballı bitki varsa gezginci arıcılık yapıp kovanları nektar ve polen kaynakları yönünden zengin başka yerlere taşımak gerekir. Gezginci arıcılık sayesinde değişik zamanlarda değişik bitkilerden yararlanılarak daha çok ürün almak mümkün olur.
Kovanların taşınması ilkbahar sonu ve yaz başlangıcında sahil ve ovalardan yüksek yaylalara; yaz sonu ve sonbaharda ise çam ve sahil bölgelerine olur.

arıcılık

Gezginci Arıcılıkta Dikkat Edilecek Hususlar

Önceden gidilecek yerin bitki örtüsü, nektar ve polen zenginliği araştırılmalıdır. Konaklama yeri, rüzgar almayan ve sel yataklarının dışında olmalıdır. Konaklama yeri olarak; tepelerin güney-doğu yamaçları, zirai mücadele ilaçlaması yapılmayan ve ana yoldan uzak yerler tercih edilmelidir.

Gezginci arıcılık yapılacak bölge bulaşıcı ve yayılıcı arı hastalık ve zararlılarından ari olmalıdır. Arılıklar arasındaki mesafe doğal florada 1 km’den, narenciye, ayçiçeği, pamuk ve çam gibi yoğun nektar veya salgının olduğu yerlerde ise 500 metreden az olmamalıdır. Arılıklar arası mesafenin hesaplanmasında bölgedeki ballı bitkilerin yoğunluğu, nektar veya salgı üretme kapasiteleri ve arılıkların kovan sayıları dikkate alınmalıdır. Aksi halde mevcut potansiyel, koloni sayısının azlığı nedeniyle ya yeterince ya da koloni sayısının fazlalığı nedeniyle ekonomik olarak değerlendirilemez.

Gezginci arıcılığın temel unsuru olan arı nakillerinde; yükleme, nakil ve indirme işlemleri sırasında kovanlar sarsılmamalıdır. Kovanlar tam dolu olarak taşınmamalı, yeterli havalandırma sağlanmalıdır. Nakiller gece yapılmalı, çok uzun yollarda, arılar ara konaklama yerinde gündüz açılarak dinlendirilmelidir.

Zirai Mücadele İlaçları ve Arıcılık

 

Hızla artmakta olan dünya nüfusunun beslenme ihtiyacını karşılayabilmek için bitkisel ve hayvansal üretimin artırılması temel bir hedef olarak ortaya çıkmaktadır. Bitkisel üretimin artırılmasında pek çok teknik kullanılmaktadır. Bu tekniklerin tam anlamıyla verime yansıması ancak tarımı yapılan bitkilerin hastalık ve zararlılarına karşı etkili bir mücadele ile mümkündür. Kültür bitkilerinde zarar veren  çeşitli hastalıklara, böcek ve yabancı otlara karşı zirai mücadele yapılmakta ve genellikle kimyasal ilaçlar kullanılmaktadır. Bu kimyasal ilaçlar hem bal üreten, hem de bitkilerin tozlaşmasında hayati öneme sahip olan bal arılarına zarar vermekte, onların ölümlerine neden olmaktadır.

ana arı

Tarımda kullanılan ilaçların bal arılarına olan zararlı etkileri; kullanılan ilacın cinsi, uygulama yeri ve zamanı, uygulanan dozu, etki süresi, ilaçlama yöntemi, ilaçlama günlerindeki meteorolojik koşullar gibi pek çok faktöre bağlı olarak değişebilmektedir. Hatalı ve tekniğine uygun olmadan kullanılan bazı zirai mücadele ilaçlarıyla kirlenen su kaynakları ve polen tozları, çok sayıda ergin arı ve yavru ölümlerine neden olmaktadır. Toz halinde kullanılan zirai ilaçlar, sıvı halde atılan ilaçlara oranla arılar için daha zararlıdır. Çünkü toz halindeki ilaçlar, daha kolay yayılır ve polenle birlikte kovana taşınabilirler.

Arıların İlaç Uygulamalarından Korunması

Arılar, arı ürünlerinin üretimi yanında, bitkilerde tozlaşmayı sağlayarak meyve ve tohum oluşumuna da yardım ederler. Bu nedenle bal arılarının korunmasında arıcılarla birlikte bitki üreticilerine de görevler düşmektedir. Bu anlamda, arılarla çiçekler arasında milyonlarca yıldan beri var olan karşılıklı yarar ilişkisine dayanan işbirliği, bitki üreticisi ile arıcı arasında da sağlanmalıdır. Arıların ilaç uygulamalarının zararlı etkilerinden korunmasında arıcı, bitki üreticisi ve Devlet tarafından alınabilecek bazı önlemler aşağıda sıralanmıştır.

Bir koloniden daha fazla  ürün alabilmek ve bitkilerde tozlaşmayı sağlamak amacıyla kovanların bir yerden başka bir yere taşınmasına “gezginci” (seyyar) arıcılık denir. Arıcılık yapılan bölgede çiçeklenmesi kısa süren az sayıda ballı bitki varsa gezginci arıcılık yapıp kovanları nektar ve polen kaynakları yönünden zengin başka yerlere taşımak gerekir. Gezginci arıcılık sayesinde değişik zamanlarda değişik bitkilerden yararlanılarak daha çok ürün almak mümkün olur.
Kovanların taşınması ilkbahar sonu ve yaz başlangıcında sahil ve ovalardan yüksek yaylalara; yaz sonu ve sonbaharda ise çam ve sahil bölgelerine olur.

Gezginci Arıcılıkta Dikkat Edilecek Hususlar

Önceden gidilecek yerin bitki örtüsü, nektar ve polen zenginliği araştırılmalıdır. Konaklama yeri, rüzgar almayan ve sel yataklarının dışında olmalıdır. Konaklama yeri olarak; tepelerin güney-doğu yamaçları, zirai mücadele ilaçlaması yapılmayan ve ana yoldan uzak yerler tercih edilmelidir.

Gezginci arıcılık yapılacak bölge bulaşıcı ve yayılıcı arı hastalık ve zararlılarından ari olmalıdır. Arılıklar arasındaki mesafe doğal florada 1 km’den, narenciye, ayçiçeği, pamuk ve çam gibi yoğun nektar veya salgının olduğu yerlerde ise 500 metreden az olmamalıdır. Arılıklar arası mesafenin hesaplanmasında bölgedeki ballı bitkilerin yoğunluğu, nektar veya salgı üretme kapasiteleri ve arılıkların kovan sayıları dikkate alınmalıdır. Aksi halde mevcut potansiyel, koloni sayısının azlığı nedeniyle ya yeterince ya da koloni sayısının fazlalığı nedeniyle ekonomik olarak değerlendirilemez.

Gezginci arıcılığın temel unsuru olan arı nakillerinde; yükleme, nakil ve indirme işlemleri sırasında kovanlar sarsılmamalıdır. Kovanlar tam dolu olarak taşınmamalı, yeterli havalandırma sağlanmalıdır. Nakiller gece yapılmalı, çok uzun yollarda, arılar ara konaklama yerinde gündüz açılarak dinlendirilmelidir.

Zirai Mücadele İlaçları ve Arıcılık

Hızla artmakta olan dünya nüfusunun beslenme ihtiyacını karşılayabilmek için bitkisel ve hayvansal üretimin artırılması temel bir hedef olarak ortaya çıkmaktadır. Bitkisel üretimin artırılmasında pek çok teknik kullanılmaktadır. Bu tekniklerin tam anlamıyla verime yansıması ancak tarımı yapılan bitkilerin hastalık ve zararlılarına karşı etkili bir mücadele ile mümkündür. Kültür bitkilerinde zarar veren  çeşitli hastalıklara, böcek ve yabancı otlara karşı zirai mücadele yapılmakta ve genellikle kimyasal ilaçlar kullanılmaktadır. Bu kimyasal ilaçlar hem bal üreten, hem de bitkilerin tozlaşmasında hayati öneme sahip olan bal arılarına zarar vermekte, onların ölümlerine neden olmaktadır.

Tarımda kullanılan ilaçların bal arılarına olan zararlı etkileri; kullanılan ilacın cinsi, uygulama yeri ve zamanı, uygulanan dozu, etki süresi, ilaçlama yöntemi, ilaçlama günlerindeki meteorolojik koşullar gibi pek çok faktöre bağlı olarak değişebilmektedir. Hatalı ve tekniğine uygun olmadan kullanılan bazı zirai mücadele ilaçlarıyla kirlenen su kaynakları ve polen tozları, çok sayıda ergin arı ve yavru ölümlerine neden olmaktadır. Toz halinde kullanılan zirai ilaçlar, sıvı halde atılan ilaçlara oranla arılar için daha zararlıdır. Çünkü toz halindeki ilaçlar, daha kolay yayılır ve polenle birlikte kovana taşınabilirler.

Arıların İlaç Uygulamalarından Korunması

Arılar, arı ürünlerinin üretimi yanında, bitkilerde tozlaşmayı sağlayarak meyve ve tohum oluşumuna da yardım ederler. Bu nedenle bal arılarının korunmasında arıcılarla birlikte bitki üreticilerine de görevler düşmektedir. Bu anlamda, arılarla çiçekler arasında milyonlarca yıldan beri var olan karşılıklı yarar ilişkisine dayanan işbirliği, bitki üreticisi ile arıcı arasında da sağlanmalıdır. Arıların ilaç uygulamalarının zararlı etkilerinden korunmasında arıcı, bitki üreticisi ve Devlet tarafından alınabilecek bazı önlemler aşağıda sıralanmıştır.

Posted on

Arıcılık İş İlanları

Ana Arı Üretim Tesisimizde Ve Arı Çiftliğimizde Çalıştırılmak Üzere Tecrübeli 18-45 Yas Arası Eleman Alınacaktır.

 

Arıcılıkta Çalışmak İsteyen Arkadaların Yorulmlar Kısmından 

İsim:

Soyisim:

Telefon Nu:

Arıcılık Tecrübesi Yıl :

Yazmaları gerekmektedir.

Posted on

Yaz Ayında Arı Bakımı

ARICILIKTA YAZ BAKIMI :
Yazın havaların kuru olması petek yağmacılığına ve kararmasına yol açmaktadır. Bu durumu önlemek için ikindi saatlerinde arılıkta suni yağmurlama yapmak veya kovanların etrafına ıslak bezler asılmalıdır. Havaların kuru olması ile nektar ve polenli çiçekler azalır. Yeterli miktarda nektar ve polen tozu bulamayan arılar yağmacılık yapar. Bunu önlemek için kovanların uçma delikleri daraltılmalıdır. Böylece dışardan gelecek olan yağmacılarla kovan bekçileri rahatlıkla mücadele edebilirler.

Yazın kovanlarda yapılacak kontrollerde duman verilmemelidir. Çünkü duman yağmacılığı teşvik eder, kontroller sabahın erken saatlerinde veya öğle sonu geç saatlerde yapılmalıdır. Buna rağmen yağmaya uğrayan kovanlar varsa bunlar yağmurlamaya tutulmalıdır, bu şekilde de önlenemezse kovanların uçma deliği elek teli ile kapatılıp yerinden alınmalı ve karanlık bir yerde bir gece bekletilmelidir. Sabah olunca kovan eski yerine konmalı ağzı açılmalı ve uçma deliği geniş ise daraltılmalıdır. Bal akımı başlayıncaya kadar uçma delikleri genişletilmemelidir.

Yapılan kontrollerde kovanda boş çerçeve görülürse bunları kovandan çıkarmalı ve bölme tahtası ile kovan daraltılmalıdır. Çünkü arılar kovandaki boş yerlere hakim olamayacağından petek güvesi ve diğer haşereler çoğalarak arıya zarar verebilir. Kovanda arılar çoğaldıkça kovanı da genişletmeliyiz. Kovanları sık sık açmak bal kaybına neden olacağından mecbur kalmadıkça kovanları açmamalıyız. Yaz bakımında önemli bir hususta akşamdan verip sabahleyin kaldırmak üzere ve arıların ihtiyacına göre iki su, bir şeker veya bir su bir şekerli şurup yapılarak zaman zaman arılara verilmelidir.

arıların yaz bakımı 2Bu şuruplara her ne kadar ilaç gerekirse de her iki şuruptan sonraki şuruplara “dapta 12 veya Apimisin” ilave edilmelidir. Bu iki ilaç ayrı ayrı hazırlanıp kolonilere verilebilir. Arılarda önemli bakım konularından biri de şuruplamadır. Şurupları hazırlarken temiz su alınır ve temiz bir kap içinde kaynatılır, su kaynayınca ocak iyice kısılır ve yavaş yavaş şeker ilave edilir. Şekeri iyice karıştırıp erittikten sonra şurup soğumaya bırakılır. Şurup soğuduktan sonra ilaç ilavesi yapılır. İlaçlı şuruplara limon tuzu veya limon ilave edilmez. İlaçlı şuruplar akşamdan verilmelidir. Kalan şurup olursa sabahleyin alınarak temiz bir yerde meydan sofrası halinde diğer arılarında istifadesine sunulabilir. Yaz günlerinde arılar iyi beslendiğinden kuvvetli ve sıhhatli olurlar. Dolayısıyla hiçbir hastalık belirtisi görülmez. Bu nedenle yazın arılara tedavi edici ilaçların verilmemesi gerekir. Günümüzde ve her geçen güne yeni arıcılık ilaçları çıkmaya başlamıştır. Bu ilaçları alırken ve kullanırken mutlaka tecrübesi olan birileri başvurmanızı öneririz.

Posted on

Nepal’de Arıcılık-Bayram Arıcılık

Nepalde Arıcılık Nasıl Yapılır?

Derin vadilerden ve yeşil ormanlandan hemen sonra başlayan yüksek dağın yamacına yuva yapan bal arıları, ilkbahar boyunca peteklerini değerli bal ile dolduruyor. Petekler dolunca insanlarla arılar arasında ölümüne bir savaş başlıyor.

www.anaarilar.com
                                                                                          Nepalde Arıcılık

Bu kıymetli balı alabilmek için canını ortaya koyan Nepal köylüleri, dağcıların bile zorlanacağı uçurumlara çıkıp balı alıyor.

www.anaarilar.com
              İlkel Yöntemlerle Alınan Bal

Bu sırada ilkel korunma yöntemleri dışında hiçbir koruyucu kıyafeti olmayan bal hırsızları arıların saldırısına uğruyor.

Nepalin bu bal avcılarının bir kısmı arı saldırısından bir kısmı da uçurumdan düşerek yaşamını yitiriyor.

Uçurumdaki kovanlardaki balı kurtarıp aşağıya inenler büyük başarı kazanmış oluyor. İşte bu şartlarda çıkarılan Nepal balı bugün dünyanın en lezzetli balı olarak biliniyor. Bu yöntemle her yıl dağlardan 250 ton civarında bal çıkarılıyor.

1795497_388094731332041_58890787_n
                                                                                                     Nepal Arıcılığı

Balarısı deyince sadece bizim hazır peteklere bal yapan arılardan başka, petek örüp bal depolayan başka arı türleri de var. Genelde diğer türler daha ilkel yaşam tarzı olan arılar. Bu fotoğraflarda gördüğünüz arı da öyle.Tek büyük bir petek üzerinde ve açıkta yaşıyor. Bu türleri kovana alıp arıcılık yapmak mümkün olmuyor. Bu işlerle uğraşanlara zaten arıcı değil, bal avcısı deniliyor. Varrova her tür üzerinde yaşayamıyor.

www.anaarilar.com
                                            Teknik arıcılık diye buna denir

Petekler dolunca bu kıymetli balı alabilmek için canını ortaya koyan Nepal köylüleri, dağcıların bile zorlanacağı uçurumlara çıkıp balı alıyor.

a_4555
                                                                               Arıcılık

Teknik arıcılık Diye bence buna denir,zor şartlarda elde edilen hersey kıymetlidir,Nepal’de arıcılık böyle olur..

Nepal’de Arıcılık Videoları

Posted on

Arıcılıkta Verimin Artması

 

neden1

Modern tarımın önemli dallarından biri olarak kabul edilen arıcılığı, yurdumuzun hemen heryerinde başarıyla yapmak mümkündür. Yaşadığımız coğrafyanın iklimi ve bitki örtüsü özellikleri, arıcılıktan verimi yüksek sonuçlar alınmasına olanak sağlayacak niteliktedir. Arıcılık az bir sermaye ve emekle yapılmaya çok uygun bir uğraştır. İsteyen herkes evinin bahçesinde 2-3 kovana bakabileceği gibi, işe ticari boyut katıp bu sayıyı rahatlıkla 20-30 kovana çıkartabilir. Bu özelliğinden dolayı, bir ailenin geçimini sağlayan ana uğraş olabileceği gibi, diğer işlerin yanında ek gelir sağlayan yardımcı bir faaliyet olarak da rahatlıkla yapılabilir. Arıdan elde edilen bal, balmumu, polen ve diğer ürünler ülke ekonomisine önemli girdiler sağlar. Bu ürünlerin besin olarak tüketilmesinin sağlıklı yaşam ve dengeli beslenme konusuna olan katkıları da herkesçe bilinir. Arıcılığın tarım açısından en büyük önemi ise, bitkilerin tozlaşmasında oynadığı roldür. Polen toplamak için çiçekten çiçeğe gezen arı, bitkilerin doğal yoldan döllenmesine yardımcı olur. Yapılan araştırmalara göre arının bu fonksiyonu yaklaşık olarak üründe %40 verim artışı sağlar.Yurtdışında birçok meyve bahçesi sahibi tozlaşma döneminde bahçesi için arı kovanı kiralar. Buralarda arıcılar bu işten de gelir elde eder. Bir arı kolonisi diğer tarımsal üretim dallarında olduğu gibi sürekli bakım istemez. En azından sabah akşam, yem, su, gübre vs istemez. Belli dönemlerde birkaç saati alacak bir bakım işlemi, sağlıklı arı kolonilerine sahip olmak için yeter de artar bile. Arıcılık ayrıca büyük uzmanlıklar gerektirmez, kolaylıkla öğrenilebilir. Zaten arıcıların en büyük meziyetlerinden birisi de bildiklerini başkalarına öğretme arzusudur. Arıcılık yapmaya karar veren herkes, bu işi bilenlerin yardımlarıyla kısa zamanda arıcılık faaliyetinin ince ayrıntılarını öğrenmeye başlar. Arıcılığın çok önemli bir uğraş olduğu, bu işe gönül verenler tarafından sıklıkla vurgulansa da malesef ülkemizde bu alanla ilgili gerekli ve yeterli yatırımlar önemsenerek yapılmamaktadır. Bilindiği gibi bütün dünyada sentetik katkı maddeleri içermeyen doğal gıdalara karşı büyük bir ilgi oluşmaya başlamıştır. Arıcılık hiçbir teknolojik yatırım yapmaya gerek kalmadan kendiliğinden katkısız ve doğal gıda üreten bir sistemdir. Bu yüzdenekonomik değeri önümüzdeki yıllarda kendiliğinden artacaktır.

GELENEKSEL ARICILIK?

gelenek4

 

Yüzyıllardan beri yapılan arıcılık türüdür. Yurdumuzda ‘Karakovan’ tabir edilen kovanlarda yapılır. Bu kovanlar yöreden yöreye çok değişken özellikler gösterir. Tahtadan sandık gibi yapılan çeşitleri olduğu gibi, sepet şeklinde örülerek çamur ve hayvan dışkısıyla sıvananları da vardır. Geleneksel sistemde herşey doğal olarak seyreder. Arı kolonileri arıcının denetimi altında değildir. Arıcının yapabileceği tek şey kovanları dış etkenlerden korumaktır. Bu sistemde arıları gerekli olduğunda beslemek, hastalıkları teşhis edip ilaçlama yapmak, kovan içi problemlere müdahale etmek, ana arıyı daha verimli bir ana arıyla değiştirmek gibi uygulamalar mümkün değildir. Bal verimi düşüktür ve ayrıca balhasadı da oldukça zordur.Geleneksel sistemin tek avantajı üretimde yapay hiçbirşey olmayışı, petek ve balın tamamen doğal özelliklere sahip olmasıdır. Bu yüzden geleneksel yöntemlerle üretilen ballar pazarda, modern yöntemlerle üretilen ballara nazaran daha çok tercih edilirler.

MODERN ARICILIK?

modern2

 

Modern arıcılık 1850’li yıllarda çerçeveli kovanların keşfedilmesiyle başlayan arıcılık türüdür. Modern sistemi geleneksel sistemden ayıran 3 tane temel özellik vardır. Çerçeve, hazır petek ve balı bu peteklerden sızdırmaya yarayan bal süzme makinesi. Balarısı 1 kilo balmumu yapabilmek için yaklaşık 10 kilo bal ve çok yoğun bir emek harcar. Hazır petek arının işini çok kolaylaştırır. Arı çerçeveye takılmış hazır peteği kısa zamanda kabartır, ve petek gözlerine bal depolamaya başlar. Böylece arı çok zahmetli olan peteğin temelini oluşturma işleminden kurtulmuş olur ve zamanının büyük kısmını bal depolamaya harcar. Ayrıca balsüzme makinesinde balı boşaltılan petekler arılar tarafından tekrar tekrar kullanılabilir. Yurtdışında plastik benzeri bir maddeden hücreleriyle birlikte hazır petek yapma çalışmaları sonuç vermiştir. Özellikle yabancı internet sitelerinde çok sayıda plastik hazır petek satış ilanları göze çarpmaktadır. Böylece modern çağın imkanlarıyla arılar petek gözlerini yapma zahmetinden de kurtarılmış görülmektedir. Modern sistemin geleneksel sistemlere avantajlarını şöyle sıralayabiliriz:

1) Yapay petek kullanıldığı için arı performansını bal depolamaya harcar ve böylece bal üretimi çok daha fazla olur.
2) Bal hasadı çok kolaydır.
3) Kovanlar rahatlıkla açılıp problem ve hastalıklar tesbit edilebilir.
4) Irk ıslahı için anaarı değiştirilebilir.

5) Zayıf kovanlar rahatlıkla birleştirilebilir.
6) Oğul verdirmek veya verdirmemek arıcının kontrolündedir.
7) Suni oğullar almak mümkündür.
8) Arı kolonisi rahatlıkla başka bir kovana alınabilir.
9) Polen, arızehiri, arı sütü gibi diğer arı ürünleri rahatlıkla alınabilir.
10) Arıcılık alanındaki yeni gelişmeler ve yeni teknikler kolaylıkla uygulanabilir.

11) Balın kıt olduğu senelerde arıların kış ve ilkbaharda sönmelerinin önüne geçmek modern kovanlarda çok kolaydır. Sonbaharda vereceğimiz 3-5 kilo şeker şerbeti o koloninin kışı rahatlıkla geçirmesine yeter.Modern sistemin tek dezavantajı, yapay petek imalatında kullanılan maddeler konusunda duyulan kuşkudur. Özellikle bu konuda standartların konulmadığı ve kontrollerin zayıf olduğu ülkemizde bu durum vatandaşlar arasında bir kuşkuya yol açmaktadır. Bu kuşkudan kurtulmanın yolu ise satınalınan yapay petekli balın ortasındaki yapay peteği yememektir.
—————————————————————
Bal Verimi

Bal veriminin arrtırılması gerek mevsimsel ve gerek ise arıcılık bilgimize dayanıyor,
Bal sezonuna girmeden 1 ay önce bala cıkaracagınız kolonilerinizin ilk etapta ana arısı genç ve sizin bölge iklimine uyum sağlayabilecek arı ırkı olması gerekiyor.
Bir sonraki aşama 1 ay kala kolonilerinizin en az 10 cıta olması gerekiyor.

Ülkemizin her köşesi arıcılık faaliyetlerini yapmak için mükemmel imkanlarla bezenmiş ve bizler bu mükemmel zenginliğin farkında olmadan bu faaliyetleri yerine getirme çabasında sanki bir nehrin azgın sularında, nehrin akış yönünün tersi istikametinde çok fazla güç sarf edercesine kürek sallamaya çalışıyoruz.
Bu benzetme Türkiye de bulunan bir çok arıcıyı maalesef çok iyi ifade etmektedir. Devlet kurumlarının hantal çalışması, konu ile ilgisiz olan kişilere görev verilerek işlerin düzenli yürütülmesine imkan tanınmaması, vatandaşımızın verimli arıcılığın yapılması için girişimlerde bulunmaması gibi bir çok etken verimli arıcılığın ortaya konulmasını engellemektedir.
Florası ve iklimsel özellikleri ülkemiz kadar zengin olmayan bir çok Avrupa devletinde 65 kilo ile kovan başı ortalama bal alınabilmekte iken, ülkemizde 16-18 kilo sularında dolaşan ortalama bal verimi insanı oldukça üzüyor.Diğer arı ürünlerinin üretilmemesi ise ayrı bir handikap. ilgili arıcıların, resmi kurumların ve lider arıcıların yoğun olarak toplandığı bir konumda yer alıyor. Verimsizliği giderme ve başarılı arıcılık yapabilme düşüncesi ile yapılan çalışmalarda rol alanları yürekten kutluyorum. Bu çalışmada benimde bir miktar yardımım olabildi ise ne mutlu bana.
Batı Karadeniz bölgesinin sahil noktasında yer alan iklimsel özellik, kendine özgü bir durum arz ediyor. İkliminin rutubetli ve serin olması, arıların güneşi görür görmez kovanı terk edip serin hava bastırınca geri gelememesi, nektar salgılayan bitkilerin yoğun ormanlık bölgede arıları sanki çok fazla beslenebilecekleri bitki çeşitliliğinin varlığını bize hissettirse de, sabit arıcılığın yapılması için uygun bir bölge olamayışı nedeninden ötürü arıcılığın verimli yapılamamasına neden olmaktadır. Bölgenin nektar akımı dönemi fasılalı birkaç akım döneminden oluşsa da en yoğun nektar akım döneminin kestane ağaçlarının çiçek açtığı döneme denk geldiğinden arıcılar balı bu dönemde yapmaktadırlar. Lakin arıcıların kolonilerde bal yapacak tarlacı arıların yoğun olarak artış gösterdikleri dönemi genellikle bu bal dönemi sonunda yada dönem bittikten sonra oluşturabildiklerinden dolayı bal verimi çok düşmekte ve 10 kilo kadar bal yörede çok fazla ürün olarak düşünülmektedir. Ana arı üretilmemesi ve hatta değişim işlerinin yapılmaması, nektarın zaten son derece az olarak elde edilmesine imkan veren iklimle yan yana olması birde arıcılık tecrübe ve becerisinin az olması ile birleşince arıcılarımızı küsme noktasına gelmiştir.
Lakin yörede lider arıcıların olması, devlet kurumlarında bulunan elemanların ve kurum amirlerinin durumu fark edip çalışmalara başlanılması Ayancıkta kısa sürede verimin artması için çok büyük gelişmelerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.

1933791_703763196431858_1932092867107234590_n

 

Posted on

Nosema-Arı Hastalıkları

Nosema
Nosema Apis isimli bir sporun neden olduğu Nosema, ergin arı hastalıklarının en önemlilerinden birisidir. Bulaşıcı ve tehlikelidir. Bu hastalık daha çok ilkbahar başlangıcı ve sonbaharın son günlerinde görülür.

Nosema tedavisi %99 etkili

İşçi arılar içinde nosema sporları bulunan besin, su ve benzelerini taşırken ya da ölü ve nosemalı arıların pisliklerini dışarı atarken hastalığa yakalanırlar. Hastalık ilerledikçe kovan zayıf düşmeye başlar.

Nosemaya yakalanan arılar uçamaz, yerlerde sürünür, felç geçirmiş gibidir ve ishal görüntüsü oluşur.

Çerçeveler üzerinde kanatları ayrılmış anormal görünüşlü arılar, kovan dip tahtasında ve kovan uçma tablasında karınları şişmiş arıların görülmesi Nosema hastalığının belirtilerindendir. Kovan uçuş tahtasında ölü arılar ve dışkılardan oluşmuş lekelerin görülmesi Nosema hastalığının teşhisinde önemli rol oynar.

Posted on

Arı Zararlıları(Ana Arı Satışı)

Petek Güvesi
Genellikle zayıf kovanlara musallat olarak büyük zararlar verir. Büyük petek güvesi (Galleria mellonella) ve küçük petek güvesi (Achroca grisella) olmak üzere iki çeşidi vardır.

Büyük petek güvesi sarımsı boz renkte ve orta büyüklükte bir kelebektir. Geceleyin kovanların deliklerinden içeri girerek yumurtalarını çatlaklara, yarıklara ve çerçeve oyuklarına bırakır. Kovan içindeki uygun şartlarda yumurtalar belli bir süre sonra küçük beyaz kurtçuklara dönüşür.

Petek güvesi en büyük zararını kurtçuk döneminde yapar. Kurtçuklar bu dönemde petek gözleri içine girerek mum, bal ve polenle beslenir. Hareketlerine petekler içinde kanallar açarak devam eder. Bu esnada geçtiği yerlere ağ örüp siyah küçük pislikler bırakır. Havalandırmanın yetersiz ve çevre sıcaklığı ılık olduğu şartlarda özellikle koyu ve polenli peteklerde hızlı bir şekilde çoğalırlar.

Petek güvesi kurtçukları bir süre sonra kovanın çerçeve veya gövde kenarlarında beyaz kozalar içinde krizalit devresine girer. 8-10 gün içinde bu kozalardan kelebek halinde çıkar. Bu yeni kelebekler çiftleştikten sonra tekrar yumurta bırakmaya başlarlar.

Petek güvesiyle mücadele etmenin en etkin yöntemi kovanları sürekli güçlü tutmaktır. Güçlü bir kolonideki arılar petek güvesinin yumurta bırakmasına izin vermezler. Kelebek yumurtasını bırakıp kurtçuklar çıksa bile rahatlıkla bunları peteklerden temizlerler.

Dondurucu soğuklar güvenin bütün dönemleri için öldürücü olduğundan, kullanılmayan petekler soğuk ortamda saklanmalıdır. Ayrıca petekleri ballıklarda seyrek yerleştirip, ballıkları üst-üste koyarak alttan havanın girip üstten çıkmasını sağlayarak oluşturulacak hava cereyanı da güvenin gelişmesini önlemektedir.

Eşek Arısı
Eşek arıları bal arılarından daha büyük, kuvvetli, ince yapılı bir arı cinsidir. Havada, kovan kapısı önünde ve hatta kovan içinde arıları yakalayarak öldürür. öldürdüğü arıların kanat ve kafalarını kopardıktan sonra geri kalan kısmı yuvalarına taşır. Eşek arıları aynı zamanda girmeyi başardığı kovanlardaki balı da yer.

özellikle kurak geçen yıllarda kovanları söndürecek derecede tehlikelidirler.

Eşekarılarıyla mücadele için çeşitli imha yöntemleri uygulanır. özellikle ağaç kovuklarına, saçak altlarına, metruk evlere, çalı içlerine yaptığı yuvalarını bozarak mücadele etmek gerekir.

Arılık civarına eşekarısı kapanı olarak satılan aletlerden konulabilir. Bu aletlerin içine bırakılan et ya da ciğer parçasının kokusunu duyan eşekarası içeri girer fakat dışarı çıkamaz.

Pratik olarak şişelere pekmez ya da benzeri tatlılar koyarak arılıkta çeşitli yerlere asmak da bir mücadele yöntemidir. ?ûişenin içine giren eşekarısı bir daha dışarı çıkamaz.

Karıncalar
özellikle zayıf kovanların bal ve şuruplarına ortak olurlar. Bazen sürü şeklinde istila ederek arı kolonisinin kovanı terketmesine de neden olabilirler. Arıyı taciz eder ve çalışma verimini düşürür.

Mücadele etmek için kovanların yerden yükseğe bir sehpa üzerine koymak gerekir. Sehpa bacaklarına arının tırmanmasını engelleyecek yanık yağ vs gibi maddeler sürülerek kovanlara ulaşması engellenir.

Arılığı karıncaların saldırısından korumak için kovanların önü ve çevresini temiz bulundurmaya dikkat etmelidir. Bilhassa karıncalara çok çekici gelen arı ölüleri ve diğer artık maddeler toplanarak yakılmalıdır.

Arı Kuşu
Arı kuşu, kırlangıç ve saksağan gibi kuşlar arıları yakalayarak yerler. Bunlardan arı kuşu çok miktarda arı yiyerek arılar için çok zararlı olmaktadır.

Arı kuşu, yeşil, mavi, sarı kadife gibi parlak tüylü, görüntüsü çok güzel bir kuştur. Genellikle gagası uzunca ve siyah, ayakları kırmızı renklidir. Yazın sürüler halinde arılıklara kadar sokularak havada ya da kovanın önünde yakaladığı arıları yer.

Arı kuşunun verdiği en büyük zarar oğul mevsiminde döllenme uçuşuna çıkan ana arıyı avlamasıdır. Bu o koloninin sönmesi anlamına gelir. Arıcı bu yüzden yeni oğullarda anaarının yumurtlamaya başlayıp başlamadığını kontrol etmelidir.

Zaman zaman düdük çalmak, arılığa korkuluk asmak gibi fiziki tedbirlerle mücadele edilmeye çalışılır. Zararlı böceklerle mücadele önemli bir kuş türü olduğu için avlanması yasaktır.

Fare, Kirpi, Ayı
Fareler özellikle kışın arıların faaliyetinin azaldığı zamanlarda kovanlara girerek zarar verirler. ölü arıları, petekleri ve balları yiyerek kovanın sönmesine yol açabilecek tahribatlarda bulunurlar. Ayrıca depolanan peteklere de musallat olabilirler. Farelerle mücadele için gerekli fiziki tedbirleri almak gerekir.

Kirpiler de fırsat buldukça arılıklara girerek tahribat yaparlar.

Doğal yaşam süren ayılar özellikle yerleşim merkezlerinden uzaktaki arılıklara gelerek arılığın tümüyle yokolmasına yolaçacak tahribatta bulunurlar. Ayı, arı, larva ve bal yemeyi çok sever. Bunları yemekle kalmaz bulduğu kovanları sağa sola fırlatarak fiziksel olarak işe yaramaz hale getirir.

Ayı avlamak bir çok yerde yasak olduğu için en iyisi ayının arılığa girmesini önleyecek fiziksel tedbirler almaktır. Geceleri ışık yakılırsa ayılar arılığa uğramaya korkarlar.

Yurtdışında ayı ve diğer büyük yabani hayvanların arılığa girmesini engellemek için, arılık etrafında çevrilmiş tellere elektrik veren sistemler mevcuttur. Küçük bir elektrik şokuna maruz kalan ayı bir daha oraya yaklaşmaz.

Tarım İlaçları
Yoğun olarak kullanılan tarım ilaçları gerekli önlemler alınmazsa bütün arılığın toplu olarak söneceği sonuçlara yol açar.

Tarım ilaçlarının olumsuz etkilerine maruz kalmamak için daha arılığın kurulumu aşamasında yer seçimine dikkat etmek gerekir. özellikle arıcının denetimi dışında ilaçlama yapılabilecek olan büyük meyve bahçeleri ve kültür bitkilerinin yetiştirildiği tarlaların uzağında bir arılık yeri seçilmelidir.

İlaçlama zamanı arıcının kontrolündeyse ve muhakkak yapılması gerekiyorsa arıların dışarıda faaliyette bulunmadığı zaman dilimleri tercih edilmelidir.

özellikle ağaçların ilaçlamasını çiçek açma zamanında yapmamak arıların buraya gelip ölmelerini engelleyecek bir önlemdir.

Yoğun ilaçlama yapılması riski olan yerlerde arıcı dikkatli olmalı ilaçlama yapılacağını öğrendiğinde kovan girişini kapatarak arıların çıkışını engellemelidir. Bu durumda birkaç gün içeride kalan arıların havasızlıktan telef olmaması için muhakkak kovan havalandırma önlemleri alınmalıdır. Ayrıca arıların su ve besin ihtiyacı da karşılanmalıdır.

Riskin büyük olduğu yerlerde arıların telef olmasını engellemenin en garantili yolu arılığı acilen en az 7 km uzaklığa taşımaktır.

Posted on

Arıcılık

Arıcılık Nedir:Bal arılarını ahşap kovan olan fenni kovan veya kara kovan yetiştirip gelişimini sağlamak ve nektar akımının olduğu dönemde bal,polen ve propolis ve arı sütü üretmektir. Arıcılığa yeni başlayan arıcı ilk sene 3-5 kovanla başlamalı arı ailesini tanıyıp ,kolonilerin çalışma şeklini öğrenmeli sonraki senelerde arı mevcudunu artırmalıdır.
Arıcılık Nasıl Yapılır: Arıcılık için ilk önce içinde bal arılarının bulunduğu bir kovan olmalıdır. Bunun yanında arının bakım ve kontrolu için koruyucu malzeme olan maske,arıcı maskesi ve arıyı sakınleştirmek için tütsü(duman) veren körük ve kovandaki çerveleri birbirinden ayırmak ve mumları temizlemek için eldemiri olmalıdır. Bu araçlar arıcılar için demirbaşlardır.

Arıcılık:Ülkemizde arıcılık 50-100 sene önce ilkel yöntemlerle yapılırdı. Eski tip arıcılıkta arıcıların üç beş tane arıları olur, onlarla bal üretmeye çalışılırlardı. Günümüz arıcılığında ise bilim ve teknolojinin gelişimine paralel olarak arıcılık gelişmiş ,arıcılık faaliyetleri hız kazanmış ve teknik arıcılığa geçilmiştir. Arıcılar eskiye oranla daha bilinçli ,arı ailesini tanımakta,arının gelişimini hızlandırabilmekte, zayıf koloniye yeni koloniler takviye edebilmekte,arıyı güçlendirebilmektedir.
Arıcılık diğer tarımsal faaliyetlere göre daha az sermaye ile yapılan kısa sürede kazanç sağlayan bir faaliyettir.Arıcılıkta bilgi ve tecrübe olmazsa olmaz kurallardan biridir. Bilgi ve tecrübeden yoksun olarak yapılan arıcılık ekonomik kazanç bir yana başarısızlıkla sonuçlanır,zarar getirir.
Arıcılığa başlarken arıcılık yapılacak bölge iyi seçilmeli,bölgenin bitki örtüsü ve iklimi arıcılık için uygun olmalıdır. Rakımı (denize olan yükseklik) yüksek olan yerlerde arıyı rüzgardan ve soğuktan korumak gerekir.Özetle arıcılar arıyı koyacakları yeri belirlerken,yerin günün büyük bir bölümünde güneş alması gerekir. Arılar o bölgenin güney tarafında olmalıdır. Kovanın yönü güney-doğu istikametinde olması gerekir.
Ülkemizin coğrafik ve ekonomik yapısı arıcılığa uygundur. Arıcılıkta bal üretimininde aslan payı kıyı bölgerimizdedir.Üretilen balın yarıya yakın kısmı sırasıyla Ege-Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde üretilir.
Kırsal böglelerde arıcılıkta bal üretiminde kovan başına üretilen bal miktarı azalmakta fakat balın kalitesi artmaktadır.Kırsal bölgelerde üretilen balın nem oranı sahil kesiminde üretilen bala oranla daha azdır. Bunun yanında kırsal bölgerde rakım arttıkça endemik çiçek çeşitleri görülmektedir.Endemik çiçekler yetiştiği yörenin florasının kalitesini etkileyen faktördür. Ülkemizde Rize İli ,Anzer Ballıköy’de yetişen dünyaca ünlü Anzer Balı’da içeriğinde endemik çiçek çeşitlerini barındırır.
Arıcılık,doğa için vazgeçilmezdir. Arılar doğaya zarar vermeyen,aksine doğanın gelişimine katkıda bulununan ,bir mucize eseri yaptıkları bal,polen,arı sütü,propolis ve hatta iğnesiyle insanoğluna şifa kaynağı olan harikulade bir böcektir.Arılar sayesinde çiçeklerin tozlaşması daha fazla olmakta,sebze-meyve ve bitkilerden elde edilen verim de artmaktadır.