tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Bal-Polen-Propolis-Arısütü

Bal,Polen,Propolis,Arı Sütü ve Arı zehri

Toptan ve Parekende Satışımız Mevcuttur.

Kestane Balı

Ayçiçek Balı

Çam Balı

Keven Kekik Ihlamur Balı

Organik Üretim Çiçek Balı

Fiyat Almak için İrtibat Telefon numaramızdan bizlere ulaşabilirsiniz.

Bunun Yanı sıra Polen,arı sütü,Propolis satışımızda Vardır.

Organik Üretim Balllarımız
Petek Li Yayla Balı kg Fiyatı
Süzme Yayla Balı:Teneke Fiyatı 
Karakovan Yayla Balı

ŞEKERLİ BAL FIYATLARI

26 KG Süzme Bal

Petek bal 1 kg 

Kestane Balı Organık 

Orman Gülü (Deli Bal)

Çam Balı 26 kg 

Toptan ve parekende bal sparişleri ve fiyatları için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

3
Kestane Balı

SİPARİŞ VER

Kestane balı, deli bal veya acı bal olarak da bilinmektedir. Peki kestane balı nedir ve nasıl yapılır ? Karadeniz bölgesinde arıların kestane çiçeğindeki nektardan ürettiği kestane balı, birçok hastalığın doğal ilacı olarak kullanılıyor.

Doğu Karadeniz bölgesinde özellikle de Rize, Artvin ili Hopa ve Borçka ilçelerinde yoğun olarak üretilmekte olup tadı, kokusu ve görünümü diğer ballara göre daha değişiktir. Alternatif Tıp da sıkça kullanılan Kestane Balının faydaları ise; öksürük, astım, bronşit ve nefes darlığı gibi çok sayıda hastalığın tedavisinde etkili olduğu için “Doğal Antibiyotik” olarak da adlandırılıyor. Kestane balı sabah kalkıldığı zaman ılık suyun içine bir tatlı kaşığıyla açılıp likit olarak tüketilirse daha faydalı olur.

Bal Çeşitlerinin içinde Etkili çiçek özlerini barındıran bir  eko  tipi  yapıya  sahiptir.

Soğuk algınlıklarında ise ılık suda açılan balın içerisine bir iki damla limon damlatılıp sabah akşam içilirse hiç ilaca gerek kalmadan bir iki günde iyileşme sağlanır. Kestane balının faydalarından biri de ağrı ve sancıların giderilmesine iyi gelmesidir. Zonguldak Karaelmas Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre kalsiyum, potasyum, mangan ve bakır oranı çiçek balına nazaran daha fazla olduğu saptanmıştır. Kestane balının faydalarından biri de Cinsel gücü artırmaya iyi gelmesidir. Bazı kaynaklarda yapılan araştırmalara göre ise her İnsanın “ölmeden önce tadılması gereken 100 şey listesinde ” En üst sıralarında yer aldığı biliniyor. UYARI: Deli bal olarak bilinen kestane balı, günde 1-2 kaşıktan fazla yendiğinde baş dönmesi başta olmak üzere bir çok soruna yol açabilir. Ayrıca tıp alanında Kestane (Deli) balının ciddi alerjik rahatsızlıklar yaratabileceği konusunda bulgular ve vakalar vardır.

Petek Bal

Arıların dışarıdan topladıkları nektarları ,kovanın içine konulan hazır temel petekleri kabartarak doldurdukları veya kendileri tarafından oluşturulan peteklerin içine depoladıkları arı balı dır. Bal,kovanda petek balı olarak alınır.Pazarlama durumuna göre petek veya süzme olarak satılır. Arı balı tamamen arıların oluşturduğu petek baldır.

pr_01_21_max

SİPARİŞ VER

Petek balı her zaman tazeliğini korur ve kovandan sağımı yapıldığı gibi vitrinlerde güzel ve görünümüyle insanları cezbeder.
Arıcılıkta önemli olan bu petek balının üretiminde kullanılan temel peteğin doğal olması ve bal döneminde arıcıların arıya şeker vermemesidir.

Süzme Bal

Süzme Bal,kovandan alınan çerçeve şeklindeki petekli balların manuel veya otomatik olarak çalışan bal süzme makinelerinde balın petekli gözlerden alınıp bir kaç saat dillendirildikten bal sağma makinelerinden süzülüp bal tenekelerine veya bal dinlendirme kazanlarına boşaltılır.
En son olarak da bal tenekelerinden veya bal dinlendirme kazanlarından kavanozlara doldurulup sofralarımıza kadar gelen şifa kaynağı bir ürünümüzdür.

thumb1_p16seq4av7mcilpevtp1quf15qa4

SİPARİŞ VER

Organik Üretim Çiçek Balı

Balların renkleri üretildiği yerin flora özelliğinden bazen koyu bazen açık renkte olabilir. Balın rengi elde edildiği kaynağa göre büyük varyasyon gösterir.Ayrıca balın ısıtılması ve uzun süre açıkta bekletilmesi balın rengini değiştirir.
Balın bünyesi ya da akıcılığa karşı koyması denilen viskozite bal içinde mevcut su oranı ile ilgili yakında ilgilidir. Bal ısıtılarak su oranı azaltılabilir.
Balın polarize ışığı sağa veya sola döndürmesi balın kaynağına göre farklılık arzetmektedir. Çiçek balı sola-Salgı balları ışığı sağa döndürmektedir. Sakkaroz denilen çay şekeri de ışığı sağa döndürür.Bu özellik sahte balların ayrılmasında yardımcı olur.

Propolis ve Faydaları

Propolis Nasıl Üretilir ve Faydaları Nelerdir.

Toptan Ve Parekende  propolis satışımız vardır.

 işlenmemiş  propolis

SİPARİŞ VER

untitled
İşlem Görmemiş Orjinal Propolis

Propolis son yıllarda özellikle kanser tedavisine olan desteği yönüyle anılan ve bu konuda binlerce üniversite araştırmasına konu olan arı ürünüdür. Arıların değişik bitki ve ağaç kabuklarını çiğneyerek elde ettikleri macuna bazı enzimlerini eklemeleriyle ortaya çıkar. Antibiyotik olmadığı halde çok yüksek antibiyotik etkiler gösterebilmesi ve bu etkileri sadece enfeksiyona ya da hastalıklı dokuya yöneltmesi en dikkat çekici özelliklerindendir.

Propolis antiviral ve antibakteriyeldir. Diş sağlığı, deri hastalıkları, sindirim sistemi sorunlarının çözülmesine katkıları vardır. Pek çok zararlı bakteri ve mantar çeşidini engelleyici özelliktedir.
Anti-bakteriyel, anti-fungal(mantar), anti-viral, ateş düşürücü, antiseptik ve kolesterol düşürücüdür. Gözün yüksek basıncını azaltır.Soğuk algınlığına iyi gelir. Ağız içi sağlığı ve sindirim sorunlarının giderilmesi için kullanılır. İçeriğindeki flavonoid oranı yüksektir. Flavonoidler bilindiği gibi en güçlü antikoksidanlardandır. Propolisin araştırmalar sonucu belirlenmiş bazı faydaları şöyledir:

◦Yaraların iyileşmesini 4 kata kadar hızlandırır.
◦100 kata kadar antibiyotik etki içerdiği tesbit edilmiştir.
◦Çok güçlü antioksidandır.
◦Her gün bir kaç kez Propolis ekstarktı ile gargara yapıldığında, plak oluşumunu önler.
◦Diş eti iltihabı ve ağız içi ve gırtlak enfeksiyonlarını giderir.
◦Diş abselerine, çürüklere, ağız kokusuna karşı kullanılır.
◦Diş beyazlatılmasına yardımcı olur.
◦Sedef hastalığına iyi gelir.
◦Deri enfeksiyonlarını giderir.
◦Mantar ve zor öldürülen bakteri çeşitlerini engeller.
◦Soğuk algınlığına iyi gelmektedir.
◦Solunum enfeksiyonlarında; faranjit, kronik bronşit, nezle, burun iltihabı hastalıklarında etkin çözümdür.
◦Şampuana katıldığında saç sağlığına ve kepeğe karşı faydalıdır.
◦Sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir.(Bağırsak Paraziti, ülser, mide iltihabı..vs)
◦Kulak enfeksiyonlarına devadır.(İç kulak- dış kulak iltihapları, akut kulak rahatsızlıkları)
◦Bağışıklık sistemi bozukluklarını düzeltir.
◦İltihaplanmaların her türüne faydalarıdır.(Vajina-uterus, aseptik necrosis, iltihaplanmış yaralar.. vs.)
◦Tüberküloza denenmiş devadır.
◦Ülserlilere super etkin devadır.
◦Akut ve kronik kolite çözümdür.
Bileşik etkiler:

Propolisin tedavi edici özellikleri üzerine yapılan çalışmaların çoğu içerdiği fenolik bileşenler üzerine yoğunlaşmıştır (Flavanoidler ve kafeik asit esterleri gibi fenolik bileşikler). Araştırmalar, propolisin içerdiği aktif bileşeni izole edip etkisini test etme üzerinedir. Research has tended to isolate and test single substances in propolis. Fakat, propolisde çok sayıda bileşen bulunması nedeniyle oluşan bileşik etki, herbir bileşenin tek başına oluşturduğu etkilerin toplamından daha fazladır. Çalışmalar, propoliste bulunan flavanoidlerin etkili anti-bakteriyal aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir, fakat izole edilip ayrılan flavanoidler, propolis ekstraktına göre daha düşük aktivite göstermiştir. Propolisin, bazı antibiyotiklerle bileşik etki gösterdiği gözlenmiştir. Bazı durumlarda, bakteri ve maya üzerindeki etkileri 100 kat artmıştır. Antibiyotik dirençli Staphylococcus ırklarında, propolis ile birlikte alınan antibiyotiklerin, bu direnci kırdıkları gözlenmiştir

Anti-Kanser Etkiler:

Propolisin etanol ekstraktının karaciğer ve mesanedeki kanserli hücreleri dönüşüme uğrattığı ve gelişmelerini önlediği bulunmuştur. Bu hücre öldürücü etkiyi sağlayan maddeler, propolisten izole edilen quercetin, kafeik asit ve clerodane diterpenoiddir. Clerodane diterpenoid, tümör hücrelerine karşı seçici bir öldürücü etki gösterir.Propolisin, ayrıca, yumurtalık kanseri hücrelerini ve hücre bölünmesini durdurucu etkileri olduğu bulunmuştur. Ayrıca, göğüs, cilt, kolon ve böbrek kanseri hücreleri gibi insan tümör hücre kültürleri üzerinde öldürücü etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu etkileri oluşturan bileşenin kafeik asit fenetil ester olduğu belirlenmiştir.Propolisden izole edilen Artepillin C, insan mide kanseri hücreleri, insan gırtlak kanseri hücreleri kolon kanseri hücreleri üzerinde hücre öldürücü etki göstermiştir. Kafeik asit esterlerinin tümör oluşumunu kimyasal olarak engellediği görülmüştür. Bu etki, kanserli hücrelerin gelişimini sağlayan genler üzerindeki seçici toksik etki ile gerçekleşmektedir.

Antioksidan Etkiler

 Propolis içerisinde yoğun olarak bulunan flavanoidler, çok güçlü antioksidanlardır. Antioksidanlar, serbest radikalleri sönümleme özelliğine sahiptirler, böylece lipidleri korurlar ve C vitamini gibi diğer bileşiklerin oksitlenmesini ve yıkılmasını engellerler.

Kalp-Damar Etkileri

Yoğunlaştırılmış propolis ekstraktının, kan basıncını düşürdüğü, sakinleştirici etki yarattığı ve serum glikoz oluşumunu sağladığı bulunmuştur. Propolisde bulunan dihidroflavanoidlerin kılcalları kuvvetlendirdiği ve antihiperlipidemik aktivite oluşturduğu belirlenmiştir. Ayrıca, propolisin, karaciğeri alkole ve tetraklorüre karşı koruduğu tespit edilmiştir.

Propolisin antikor oluşumunu tetiklediği ortaya konmuştur. Bir ABD-Polonya ortak çalışması sonucunda , antikor üreten dalak hücrelerinde, kontrol hücrelerine göre 3 kat daha fazla antikor üretildiği bulunmuştur. 24 saat sonra enjekte edilen 2. doz sonrasında etki daha da artmış, fakat daha ileriki dozlarda etki azalmıştır.

Anestezik Etkileri

 Propolis ve bazı bileşenleri anestezik etki göstermektedir. Yapılan deneyler sonucunda, propolisin, kokainden 3 kat, prokainden ise 52 kat daha güçlü anestezik etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Anestezik etkinin, propolisteki, pinocembrin, pinostrobin ve kafeik asit esterleri sayesinde gerçekleştirildiği belirlenmiştir.

Cilt Hastalıklarına Etkileri

Propolisin, mantar ve athlete’s foot gibi cilt hastalıklarından sorumlu olan maya ve mantarları etkili bir şekilde engellediği belirlenmiştir. Bu organizmalara karşı etki gösteren propolis bileşenleri, flavanoidler ve kafeik asit türevleridir.Bu anestezik etki, propolisin neden yüzyıllardır boğaz ağrısı ve ağız yaralarının tedavisi için kullanıldığını açıklamaktadır. Dişçilik alanında propolisin anestezik malzeme olarak kullanımı Avrupa’da patentlenmiştir.

Bağışıklık Sistemine Etkileri :

Yapılan deneylerde propolisin immün tepkiyi tetiklediği belirlenmiştir. Yakın zamanda Japon araştırmacılar, propolis ekstraktının, insanda, bağışıklık fonksiyonlarına bağlı olarak makrofaj aktivasyonu sağladığını göstermişlerdir. Propolis sitokinleri oluşturan bağışıklık hücrelerini aktive eder. Bu sonuçlar propolisin anti-tümör etkisini açıklamaya büyük ölçüde yardımcı olur.
Propolis’in Kaynakları:
•Bitki salgıları
•Pinus spp.(Çam)’ nin reçineleri
•Betula spp.(Huş)
•Populus spp.(Kavak)
•Aesculus hippocastanum (At kestanesi)
•Salix spp.(Söğüt)
•Alnus spp.(Kızılağaç)
•Abies spp.(Göknar)
•Prunus spp.(Erik)
•Ulmus spp.(Karaağaç)
•Quercus spp.(Meşe)
•Fraxinus excelsior (Dişbudak) vs.

Propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir pomat oluşturur. Bu ürünün antiromatizmal etkisi de saptanmıştır. Propolis, içerdiği sağlık yönünden çok önemli aktif maddeler nedeniyle genel vücut direnci ve sağlığının korunmasında ve alternatif tedavide gittikçe daha çok yer bulan emsalsiz bir maddedir.

Propolisin Tarihçesi

Propolis insanoğlu tarafından binlerce yıldır kullanılmaktadır. Günümüzde ise artan bir popularlik kazanmıştır. Arılar propolisi milyonlarca, insanlarsa binlerce yıldır kullanmaktadır. Arılar ve insanoğlu propolisi yararlı ve faydalı bulmaktadır. İnsanlık için bu reçinemsi yapının keşf edilen yararları henüz çok az kalmaktadır.Propolis geçmiş dönemlerden beri çeşitli amaçlarda özellikle tıpta kullanılmaktadır. Eski yunan yazıtları bu maddeyi iltihaplanan yaralar ve çürükler için kür olarak tanımlarken Roma’da yara üzerine konulan lapa benzeri karışımın yapımında pratisyenler tarafından kullanılmaktadır. İbranice eski vasiyetnamelerde tzori olarak geçmektedir ve terapetik özellikleri ile anılmaktadır. Avrupa’daki 12 yy kayıtları propolisin medikal preparatlarının ağız ve yara enfeksiyonlarının tedavisi ve diş sağlığı için kullanımından bahseder.

Özellikleri

Propolisin güçlü antimikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak bilinir. Yapılan birçok sayıda araştırma da propolisn yüksek antimikrobiyal olduğunu göstermiştir. Propolisin MRSA da dahil olmak üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, Giardia’nın da dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve Herpes ve Influenza’nın da dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde inhibitör etkisi bulunmuştur.Bunların dışında ayrıca propolisin geniş ölçüde tedavi edici özellikleri vardır. Bu özellikler arasında antikanser etki, antioksidan etkis, yara kapama ve doku tamir etkileri, sindirim sistemi etkileri, deri enfeksiyonları etkisi, anti,-inflamatory etki, anastezik etki, bağışıklık sistemi etkileri, kalp-damar sistemi etkileri ve diş sağlığı etkisidir.Propolis içerisindeki flavanoid seviyesinin yüksek olmasından dolayı, bu ürün insanlarda oksijen radikallerine karşı yakalayıcı olarak görev görür. Ayrıca ilginç olarak vitamin C’nin okside olarak zarar görmesini engeller.Klinik çalışmalar propolisn bronşit ve benzeri rahatsızlıkların, influenza ve herpes, deri mantarları, diş ve diş eti rahatsızlıklarında, ülser, yanık ve abselerde, kulak enfeksiyonlarında, giardi ve kolitde, vajinal ve servikal rahatsızlıklarda etkili olduğunu göstermiştir.
Propolis ve propolisli ürünlerin kontaminasyon ve kısa raf ömürlülüğü gibi problemleri olmamaktadır. Bu durum propolisin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden dolayıdır.
Propolis Üzerinde Yapılan Önemli Bazı Deneyler:

Kulak Enfeksiyonları:

İç kulak iltihabı, dış kulak iltihabı ve benzer kulak rahatsızlığı olan 126 hasta üzerinde % 5- 10 propolis çözeltileri denenmiştir. Bütün rahatsızlıklar için propolisin iyileştirici etkisi olduğu belirtilmiştir (Matel ve ark. 1973). Propolis ayrıca kulaktaki akut rahatsızlıklara karşı da pozitif etki göstermiştir.

Sindirim Sistemi Rahatsızlıkları:

Bağırsak paraziti şikayeti olan 138 hastaya % 10-20’lik propolis ekstraktı uygulanmıştır. Çocuklarda düşük dozun tedavi edici etkisi olduğu gözlenmiştir. Yetişkinlerde ise % 20 lik propolis ekstraktının, tinidazol ve anti protozoa ilaçlarıyla aynı dozda etki gösterdiği bulunmuştur. Propolis, Danimarka’da ülser ve Crohn hastaları üzerinde denenmiştir. Propolis ekstraktının ülser üzerinde etkili olduğu fakat Crohn hastalığına etkisi olmadığı bulunmuştur.

İltihaplanmalar

Aseptik necrosis hastası olan 22 hastaya düzenli olarak propolis enjekte edilmiş, 32 hastaya ise aynı şartlarda normal tedavi uygulanmıştır. Propolis tedavisi uygulanan hastalarda diğerlerine göre belirgin gelişmeler gözlenmiştir. Vajina ve uterus iltihaplanması şikayeti olan 90 hastaya % 3’lük propolis etanol ekstraktı uygulanmış ve % 50’den fazlasında olumlu gelişmeler sağlanmıştır.

Tüberküloz

Eski Sovyetler Birliği’nden V.H. Karinova ve E.l. Rodionova farklı türlerde ve aşamalardaki 135 tüberküloz hastasıyla çalışmışlardır. Hastaların yaş aralığı 6 ile 50 arasındaydı. Hastalara, alınan tepkiye göre, günde 3 kez 4 ile 10 ay arasında propolis uygulanmıştır. Çalışma sonucunda 12 hasta haricinde bütün hastaların iyileştiği gözlenmiştir. Bu 12 hastanın ise böbrek tüberkülozu olduğu tespit edilmiştir.

Ülser

Romanya’da Dr. A. Vasilca ve Dr. Eugenia Milcu propolisin ülser üzerindeki tedavi edici özellikleri üzerinde çalışmışlardır. 34 kronik ülser hastasına 4 hafta boyunca propolis ekstraktı verilmiştir. 28 hasta tamamen iyileşirken 6 hastada önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bazı hastalara doku biyopsisi uygulanmış ve propolisin yenileyici etkisi gözlenmiştir.

Mitoz

N. Popovic ve N. Oita adındaki Romanyalı medikal araştırmacılar, propolisin hücre bölünmesi üzerindeki etkileri ile ilgili bir bildiri yayınlamışlardır. Araştırmacılar, dokunun hiçbir zaman tamamen kanserli hale gelmediğini, her zaman sağlıklı hücrelerin bulunduğunu ve normal hücrelerin aktivitelerinin kanserli hücreler tarafından etkilendiğini belirtmişlerdir. Propolisin, kanserli hücreleri durdurarak, normal hücrelerin aktivitesini arttırdığını ve dokunun normal hale gelmesini sağladığını ortaya koymuşlardır.

Kolit

Bulgaristan’dan Dr. S. Nikolov ve arkadaşları, propolisin akut ve kronik kolit üzerindeki etkisini incelemişlerdir. Çalışmaya, yaşları 20 ile 65 arasında değişen 45 hasta katılmıştır. Hastalara günde üç defa yemeklerden önce propolis ekstraktı verilmiştir. Sonuçta toplam 43 hastada olumlu sonuç elde edilmiştir. Bunlardan 26’sında çok iyi, 12’sinde iyi kalanları ise memnuniyet verici şekilde iyileşme gözlenmiştir. Sadece iki hastada herhangi bir gelişme gözlenmemiştir. Çoğu hastada yedinci günde iyileşme başlamış ve ondokuzuncu ya da yirminci günde tamamen iyileşme görülmüştür.

Bağışıklık Sistemi

Propolisin en çok araştırılan ve yaygın olarak kabul edilen özelliği bağışıklığı arttırıcı özelliğidir. Propolis, doğal, salgı bezlerini aktive eden geniş spektrumlu antibiyotiktir. Propolis sadece enfeksiyonları engelemenin yanında, onları vücuttan temizler.

Çok sayıda deneyle ortaya konduğu gibi, propolis, bakterileri, virüsleri, mantarları ve hatta penisiline dayanıklı staphlococcus’u ortadan kaldırır.
Propolis virüslere karşı çok güçlüdür. Bu etki propoliste bulunan bioflavanoidlerin koruyucu etkisi sayesinde gerçekleşmektedir. Virüsler, proteinlerin dış kısmına yerleşirler. Eğer engellenmezse, bu tehlikeli ve enfekte edici madde taşıyıcı organizmada serbest kalır. Maalesef, böyle bir durumda, enzimler sayesinde protein dış kısmını parçalarlar ve böylece zararlı madde istem içerisine yayılır. Sistemde propolisin bulunması durumunda ise bu durum gerçekleşmez. Bioflavanoidler, proteinin dış kısmını parçalayan enzimleri inhibe eder ve viral maddeyi içeriye hapseder. Aynı flavanoidler, virüsün etrafını kaplayarak aktivitesini engellerler. Bioflavanoidlerin varlığında, taşıyıcı, virüslere karşı bağışıklık kazanmış olur.

Diğer bir yol ise propolisin fagosite aktivitesini güçlendirerek bağışıklık sistemine yardımcı olur. Fagositler, mikroorganizmaların etrafını sarar, içine alır ve sindirerek ortadan kaldırırlar. Propolis sayesinde gerçekleşen bu etki, birçok Sovyet ve Avrupalı bilim adamı tarafından gözlenmiş ve yayınlanmıştır.

PROPOLİS KALİTESİ

Propolis kovandan çıkarıldığında taş sertliğindedir. Bu durumda içeriğinde yüzde 40 oranında balmumu, yüzde 15-20 oranında ise toz ve diğer artık materyaller bulunur. Kovandan çıkışı ardından kullanıma hazırlanması iki şekilde olabilir:

1-Reçinemsi Toz Hali: Derin dondurucuda tutularak kristalize edilip ardından kırıcı bir makinada çekilerek toz haline getirilir. Bu aşamadan sonra yüzde 10 civarında silisyum dioksit katılarak içindeki balmumu nedeniyle yapışması önlenir veya birbirine yapışan balmumu nedeniyle macun şeklini alır. Kapsüllere konarak ya da 70 derecede alkolde çözerek kullanılması mümkün olabilir. Kullanıma bu şekilde sunulan ürünün kalitesi sadece içeriğindeki aktif maddenin oranına göre belirlenir. İçeriğinin yalnızca küçük bir oranı propolisin etkin maddelerini içerir.

2-Propolis Ekstraktı: İlk haldeki Propolis işlemden geçirilip damıtılarak içeriğindeki balmumu ve diğer başka materyallerden arındırılır. Ayrıca etkin maddeleri temel alınarak saflaştırma işlemine devam edilir. Böylece propolis ekstraktı ortaya çıkar. Uygulanan prosedüre Yüzde 70 saflıktan yüzde 96 saflığa kadar değişik saflıkta ekstraktlar elde edilebilir. Propolis ekstraktında saflık ve etkin madde oranlarının gözönüne alınmasıyla kalite kategorisi belirlenir. Saflık derecesi ve içeriğiyle (çekilmiş propolise göre) 3 kattan 7 kata kadar daha etkin olabilir.

kullanim Şeklİ ve saklama koŞullari:

Oda Sıcaklığında Muhafaza Ediniz.

Propolis oda sıcaklığında 18 ay boyunca besin değerini ve özelliklerini korur.

Kullanım Dozajları:!

Genel Kullanım amaçları için günlük doz olarak propolis ekstraktlarından 2 gram alınabilir. Salgınlar, hastalık ve enfeksiyonlarla mücadele dönemlerinde bu dozlar 2-3 misline kadar artırılabilir.

Çocuklar için ise 1-3 yaş arasında günlük doz 250 mg(Çay kaşığının 8’de 1’i)3-6 yaş arasında ise çay kaşığının dörtte biri (500 mg), 12 yaşına kadar günlük bir gram ve 12 yaşından büyüklerde ise yetişkin dozları kullanılabilir.

Kullanım Şekilleri..

Su içinde tüketim ve kullanım: Ağız sağlığı için ekstraktından yarım litre suya bir tatlı kaşığı konup çalkalayarak bu sıvı ile gargara yapılabilir. Yine aynı sıvıdan sabah akşam birer yudum alınabilir. Bu sıvı kahve ya da meyve suyu gibi içeceklere de katılarak tüketilebilir.

Ekstraktın toz halinde kullanımı: Zevke göre propolis dozu direkt bala ya da yoğurda katılarak alınabilir.

Propolis şurubu: 75 gram bal, 5 gram propolis ekstraktı ve 20 gram ılık su karıştırılarak propolis şurubu yapılabilir.

Bal-arı sütü-polen-propolis karışımı: 1 kg bala 200 gram arı sütü, 200 gram havanda dövülmüş polen, 50 gram propolis ekstraktı katılarak yaz-kış tüketilebilecek, soğuk algınlığından, iltihabi hastalıklardan korunum veren, yaşama enerji ve gençlik katan bir iksir hazırlanabilir.

Deri üzerindeki sorunlu bölgelere (yara, yanık, siğil, sivilce, iltihap vb.) önce bala sonra propolise temas edilip parmaklar arasında yayılarak doğrudan tatbik edildiğinde en güçlü merhemlere oranla 4 kat daha hızlı iyileşme gözlenir.

Eğer, ılık su-süt karışımına 10 gram polen (iki tatlı kaşığı), 2 gram (silme tatlı kaşığı) propolis, arzuya göre biraz bal eklenip karıştırarak yavaş yavaş tüketilirse baş ağrısı, yorgunluk, stres ve gerginliğe ya da hastalık ve sakatlanmalardan kaynaklanan ağrı ve sızılara karşı terapik etki sağlar. Ağrıları dindiren etki göstermesi yanı sıra ılık sıvı halinde bu kullanım ağız-içi sorunları ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir.

Şampuana katılarak kepeğe karşı ve saç sağlığı için kullanılabileceği gibi tüm ten yüzeyine şampuan vasıtasıyla nüfuz ettirerek genel deri sağlığı amacıyla da kullanılabilir.

Çocuklarınıza Sevecekleri Karışımlar İçinde Veriniz..

Propolisin saf halinin toz halinde ya da ekstrakt halde tadı çocukların hoşuna gitmez. Çocuklarımıza yukarıda örneği verildiği gibi bal içinde karıştırarak verebileceğimiz gibi, hoşlarına gidecek daha başka karışımlar da sozkonusu olabilir. Örneğin pekmez-yoğurt-propolis ya da reçel-propolis-ekmek gibi.

Yan Etkileri

Saptanmış herhangi bir yan etkisi gözlenmemekle birlikte, yukarıda belirtilen dozların çok üzerinde kullanımları önerilmemektedir.
Son Bir kaç yıldır Gerek amerikada gerekse türkiye Propolis in faydaları hakkında ,yapılan araştırmalara gire,Türkiyede Ve Dünyada sıkça Görülen Meme Kanserine Karsı son derece etkileyici Bir tedavi Yöntemi Olduğu Görülmektedir…

tarihinde yayınlandı 20 Yorum

Bal Satışı-Bal Fiyatları

Bal Satışı

Türkiyenin Farklı bölgelerinde,farklı damak tadına hitap eden bal aroması ve farklı özellikteki balları siz değerli müşterilerimizin sofrasına koyuyoruz..
Toptan ve Parekende bal satışımız mevcuttur..
Her kişinin Bütcesine göre bal bulunur.
Keven Kekik,Ihlamur agırlıklı yayla balı(organik)
Karadeniz Bölgesinden Kestane Balı
Trakya Bölgesinde Ayçiçek Balı
Toptan ve Parekende Bal Almak isteyen Arkadaslarımız  İrtibat telefon numarasından Bize ulşabilirler.

tarihinde yayınlandı 242 Yorum

Toptan Bal Alım ve Satımı

Toptan Bal Satışıthumb1_p16seq4av7mcilpevtp1quf15qa4

Türkiyenin her Bölgesinde Toptan Ve Parekende Bal Alımımız ve satışımız Başlamıştır Ürün Detayları İçin İrtibat Telefon Numaramızdan Bizlere Ulaşabilirsiniz.
Gevek,Kekik,Ihlamur,Kestane,Çam Balı ,Ve Aycicek Balımız Mevcuttur.
2018 yili polen alimlarimiz baslamistir. Fiyat icin iletisim numaralarindan bizlere ulasabilirsiniz.

Değerli Alıcı ve Satıcı Arkadaslar web sitemiz üzerinden yayınlamış olduğunuz Bal reklamlarınızda iletişim numaralarınızı bırakıyorsunuz,Firmamıza ait olduklarını söyleyen sahıslara itibar etmeyiniz sitemizde iletişim numaraları haricinde iletişimimiz yoktur,

Bu konuda doğan magduriyetlerinizden firmamız sorumlu değildir.

Bal satmak isteyen ve almak isteyen müşteriler yorumlar kısmından ,balın hangi bölgeye ait oldugunu detaylı bir sekılde belirtirlerse,iletişim kolaylıkla sağlanılır.

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Arıcılıkta Verimin Artması

Arıcılıkta Verimin Artması

neden1

Modern tarımın önemli dallarından biri olarak kabul edilen arıcılığı, yurdumuzun hemen heryerinde başarıyla yapmak mümkündür. Yaşadığımız coğrafyanın iklimi ve bitki örtüsü özellikleri, arıcılıktan verimi yüksek sonuçlar alınmasına olanak sağlayacak niteliktedir. Arıcılık az bir sermaye ve emekle yapılmaya çok uygun bir uğraştır. İsteyen herkes evinin bahçesinde 2-3 kovana bakabileceği gibi, işe ticari boyut katıp bu sayıyı rahatlıkla 20-30 kovana çıkartabilir. Bu özelliğinden dolayı, bir ailenin geçimini sağlayan ana uğraş olabileceği gibi, diğer işlerin yanında ek gelir sağlayan yardımcı bir faaliyet olarak da rahatlıkla yapılabilir. Arıdan elde edilen bal, balmumu, polen ve diğer ürünler ülke ekonomisine önemli girdiler sağlar. Bu ürünlerin besin olarak tüketilmesinin sağlıklı yaşam ve dengeli beslenme konusuna olan katkıları da herkesçe bilinir. Arıcılığın tarım açısından en büyük önemi ise, bitkilerin tozlaşmasında oynadığı roldür. Polen toplamak için çiçekten çiçeğe gezen arı, bitkilerin doğal yoldan döllenmesine yardımcı olur. Yapılan araştırmalara göre arının bu fonksiyonu yaklaşık olarak üründe %40 verim artışı sağlar.Yurtdışında birçok meyve bahçesi sahibi tozlaşma döneminde bahçesi için arı kovanı kiralar. Buralarda arıcılar bu işten de gelir elde eder. Bir arı kolonisi diğer tarımsal üretim dallarında olduğu gibi sürekli bakım istemez. En azından sabah akşam, yem, su, gübre vs istemez. Belli dönemlerde birkaç saati alacak bir bakım işlemi, sağlıklı arı kolonilerine sahip olmak için yeter de artar bile. Arıcılık ayrıca büyük uzmanlıklar gerektirmez, kolaylıkla öğrenilebilir. Zaten arıcıların en büyük meziyetlerinden birisi de bildiklerini başkalarına öğretme arzusudur. Arıcılık yapmaya karar veren herkes, bu işi bilenlerin yardımlarıyla kısa zamanda arıcılık faaliyetinin ince ayrıntılarını öğrenmeye başlar. Arıcılığın çok önemli bir uğraş olduğu, bu işe gönül verenler tarafından sıklıkla vurgulansa da malesef ülkemizde bu alanla ilgili gerekli ve yeterli yatırımlar önemsenerek yapılmamaktadır. Bilindiği gibi bütün dünyada sentetik katkı maddeleri içermeyen doğal gıdalara karşı büyük bir ilgi oluşmaya başlamıştır. Arıcılık hiçbir teknolojik yatırım yapmaya gerek kalmadan kendiliğinden katkısız ve doğal gıda üreten bir sistemdir. Bu yüzdenekonomik değeri önümüzdeki yıllarda kendiliğinden artacaktır.

GELENEKSEL ARICILIK?

gelenek4

Yüzyıllardan beri yapılan arıcılık türüdür. Yurdumuzda ‘Karakovan‘ tabir edilen kovanlarda yapılır. Bu kovanlar yöreden yöreye çok değişken özellikler gösterir. Tahtadan sandık gibi yapılan çeşitleri olduğu gibi, sepet şeklinde örülerek çamur ve hayvan dışkısıyla sıvananları da vardır. Geleneksel sistemde herşey doğal olarak seyreder. Arı kolonileri arıcının denetimi altında değildir. Arıcının yapabileceği tek şey kovanları dış etkenlerden korumaktır. Bu sistemde arıları gerekli olduğunda beslemek, hastalıkları teşhis edip ilaçlama yapmak, kovan içi problemlere müdahale etmek, ana arıyı daha verimli bir ana arıyla değiştirmek gibi uygulamalar mümkün değildir. Bal verimi düşüktür ve ayrıca balhasadı da oldukça zordur.Geleneksel sistemin tek avantajı üretimde yapay hiçbirşey olmayışı, petek ve balın tamamen doğal özelliklere sahip olmasıdır. Bu yüzden geleneksel yöntemlerle üretilen ballar pazarda, modern yöntemlerle üretilen ballara nazaran daha çok tercih edilirler.

MODERN ARICILIK?

modern2

Modern arıcılık 1850’li yıllarda çerçeveli kovanların keşfedilmesiyle başlayan arıcılık türüdür. Modern sistemi geleneksel sistemden ayıran 3 tane temel özellik vardır. Çerçeve, hazır petek ve balı bu peteklerden sızdırmaya yarayan bal süzme makinesi. Balarısı 1 kilo balmumu yapabilmek için yaklaşık 10 kilo bal ve çok yoğun bir emek harcar. Hazır petek arının işini çok kolaylaştırır. Arı çerçeveye takılmış hazır peteği kısa zamanda kabartır, ve petek gözlerine bal depolamaya başlar. Böylece arı çok zahmetli olan peteğin temelini oluşturma işleminden kurtulmuş olur ve zamanının büyük kısmını bal depolamaya harcar. Ayrıca balsüzme makinesinde balı boşaltılan petekler arılar tarafından tekrar tekrar kullanılabilir. Yurtdışında plastik benzeri bir maddeden hücreleriyle birlikte hazır petek yapma çalışmaları sonuç vermiştir. Özellikle yabancı internet sitelerinde çok sayıda plastik hazır petek satış ilanları göze çarpmaktadır. Böylece modern çağın imkanlarıyla arılar petek gözlerini yapma zahmetinden de kurtarılmış görülmektedir. Modern sistemin geleneksel sistemlere avantajlarını şöyle sıralayabiliriz:

1) Yapay petek kullanıldığı için arı performansını bal depolamaya harcar ve böylece bal üretimi çok daha fazla olur.
2) Bal hasadı çok kolaydır.
3) Kovanlar rahatlıkla açılıp problem ve hastalıklar tesbit edilebilir.
4) Irk ıslahı için anaarı değiştirilebilir.

5) Zayıf kovanlar rahatlıkla birleştirilebilir.
6) Oğul verdirmek veya verdirmemek arıcının kontrolündedir.
7) Suni oğullar almak mümkündür.
8) Arı kolonisi rahatlıkla başka bir kovana alınabilir.
9) Polen, arızehiri, arı sütü gibi diğer arı ürünleri rahatlıkla alınabilir.
10) Arıcılık alanındaki yeni gelişmeler ve yeni teknikler kolaylıkla uygulanabilir.

11) Balın kıt olduğu senelerde arıların kış ve ilkbaharda sönmelerinin önüne geçmek modern kovanlarda çok kolaydır. Sonbaharda vereceğimiz 3-5 kilo şeker şerbeti o koloninin kışı rahatlıkla geçirmesine yeter.Modern sistemin tek dezavantajı, yapay petek imalatında kullanılan maddeler konusunda duyulan kuşkudur. Özellikle bu konuda standartların konulmadığı ve kontrollerin zayıf olduğu ülkemizde bu durum vatandaşlar arasında bir kuşkuya yol açmaktadır. Bu kuşkudan kurtulmanın yolu ise satınalınan yapay petekli balın ortasındaki yapay peteği yememektir.

Bal Verimi


Bal veriminin artırılması gerek mevsimsel ve gerek ise arıcılık bilgimize dayanıyor,
Bal sezonuna girmeden 1 ay önce bala cıkaracagınız kolonilerinizin ilk etapta ana arısı genç ve sizin bölge iklimine uyum sağlayabilecek arı ırkı olması gerekiyor.
Bir sonraki aşama 1 ay kala kolonilerinizin en az 10 cıta olması gerekiyor.

Ülkemizin her köşesi arıcılık faaliyetlerini yapmak için mükemmel imkanlarla bezenmiş ve bizler bu mükemmel zenginliğin farkında olmadan bu faaliyetleri yerine getirme çabasında sanki bir nehrin azgın sularında, nehrin akış yönünün tersi istikametinde çok fazla güç sarf edercesine kürek sallamaya çalışıyoruz.
Bu benzetme Türkiye de bulunan bir çok arıcıyı maalesef çok iyi ifade etmektedir. Devlet kurumlarının hantal çalışması, konu ile ilgisiz olan kişilere görev verilerek işlerin düzenli yürütülmesine imkan tanınmaması, vatandaşımızın verimli arıcılığın yapılması için girişimlerde bulunmaması gibi bir çok etken verimli arıcılığın ortaya konulmasını engellemektedir.
Florası ve iklimsel özellikleri ülkemiz kadar zengin olmayan bir çok Avrupa devletinde 65 kilo ile kovan başı ortalama bal alınabilmekte iken, ülkemizde 16-18 kilo sularında dolaşan ortalama bal verimi insanı oldukça üzüyor.Diğer arı ürünlerinin üretilmemesi ise ayrı bir handikap. ilgili arıcıların, resmi kurumların ve lider arıcıların yoğun olarak toplandığı bir konumda yer alıyor. Verimsizliği giderme ve başarılı arıcılık yapabilme düşüncesi ile yapılan çalışmalarda rol alanları yürekten kutluyorum. Bu çalışmada benimde bir miktar yardımım olabildi ise ne mutlu bana.
Batı Karadeniz bölgesinin sahil noktasında yer alan iklimsel özellik, kendine özgü bir durum arz ediyor. İkliminin rutubetli ve serin olması, arıların güneşi görür görmez kovanı terk edip serin hava bastırınca geri gelememesi, nektar salgılayan bitkilerin yoğun ormanlık bölgede arıları sanki çok fazla beslenebilecekleri bitki çeşitliliğinin varlığını bize hissettirse de, sabit arıcılığın yapılması için uygun bir bölge olamayışı nedeninden ötürü arıcılığın verimli yapılamamasına neden olmaktadır. Bölgenin nektar akımı dönemi fasılalı birkaç akım döneminden oluşsa da en yoğun nektar akım döneminin kestane ağaçlarının çiçek açtığı döneme denk geldiğinden arıcılar balı bu dönemde yapmaktadırlar. Lakin arıcıların kolonilerde bal yapacak tarlacı arıların yoğun olarak artış gösterdikleri dönemi genellikle bu bal dönemi sonunda yada dönem bittikten sonra oluşturabildiklerinden dolayı bal verimi çok düşmekte ve 10 kilo kadar bal yörede çok fazla ürün olarak düşünülmektedir. Ana arı üretilmemesi ve hatta değişim işlerinin yapılmaması, nektarın zaten son derece az olarak elde edilmesine imkan veren iklimle yan yana olması birde arıcılık tecrübe ve becerisinin az olması ile birleşince arıcılarımızı küsme noktasına gelmiştir.
Lakin yörede lider arıcıların olması, devlet kurumlarında bulunan elemanların ve kurum amirlerinin durumu fark edip çalışmalara başlanılması Ayancıkta kısa sürede verimin artması için çok büyük gelişmelerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.

1933791_703763196431858_1932092867107234590_n

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

BaL Nasıl Üretilir-Bayram Arıcılık

Bal Nasıl Yapılır?

zara-bali

Arı Nasıl Bal Yapar ?

Bal, arılar tarafından çiçeklerden , bitkilerden ve meyve tomurcuklarından alarak yuttukları nektarın , bal midesi denilen organlarında invertaz enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşur. Arılar bu çok faydalı besini kovanlarında daha önceden hazırladıkları altıgen şeklindeki petek hücrelerine yerleştirirler. Arılar topladıkları nektarı invertaz enzimi sayesinde bala çevrilirken , sakkarozu değişime uğratarak fruktoz ve glikoz şeklinde basit şekerlere dönüştürürler. Bu aşamada fermantasyon yani mayalanma olmaması için balın fazla suyunu uçururlar. Altıgen peteklere doldurulan ve belirli bir süre fazla suyu uçurulan ve tam kıvamına getirilen bal arılar tarafından sırlanır. Sırlama , altıgen peteklerin üstünün çok ince bir bal mumu tabakasıyla kapatılması işlemidir. Böylece hem balın oluşumu tamamlanmış hem de dış etkilerden korunaklı bir şekilde paketlenmiş olmaktadır.

Balın Özellikleri ;

Arılar tarafından üretilen balın rengi, tadı , kokusu ve şeker dengesi tamamen toplanan nektarlardan kaynaklanır. Dolayısıyla arı kovanlarının yerleşik bulunduğu arazinin çiçek , bitki ve meyve familyasının tür ve çeşitliliğine bağlı olarak balın rengi , kokusu , tadı , besin değerleri vs. değişmektedir. Bal kokusunu , çiçeklerin de kokularının kaynağı olan Volatin Yağı’ndan alır.

Bal Üretimi ;

Bal , üretimi oldukça zahmetli bir gıda maddesidir. Bal üreticileri yani “Arıcılar” kaliteli ve saf bal üretmek için arı kovanlarını uygun mevsim şartlarında , bol çiçekli , geniş arazilerde bulundurmak zorundadırlar. Bu geniş arazilerde hem zirai ilaç kullanılmamalıdır , hem de bal üretimine uygun çiçek ve bitki çeşitliliğinin bulunması şarttır. Ayrıca mevsim şartları arıların çiçeklerden nektar toplayabilmeleri için uygun olmalıdır. Örneğin , çok sıcak , çok soğuk , aşırı yağmurlu veya fırtınalı havalarda arıların kovanlarından dışarı çıkması ve nektar toplamaları zorlaşmaktadır. Arı kovanlarının bakımları çok hassas bir şekilde günü gününe takip edilerek arıların hastalıklara ve dış etkenlere karşı korunması sağlanmalıdır. Arılar için de bal üretimi bir o kadar zor olup ; örneğin 1 kg nektar toplamak için yüzbinlerce arının günlerce çalışması gerekir. Üstelik bu nektarın sadece bir kısmı bala çevrilebilmektedir.

Bal nasıl saklanır ?

Bal oldukça dayanıklı bir gıda maddesidir. Isı , ışık , nem gibi dış etkilere maruz kalmadıkça asla bozulmaz. Zamanla özelliğini ve besin değerini kaybetmez. Bal oda sıcaklığında ışık ve hava ile teması olmayacak bir kapta saklanmalıdır.

Saf bal donar mı ?

Bilinenin tersine bazı çiçeklerden elde edilen saf ballar donabilir ve pürüzsüz krema kıvamına dönüşebilir. Bu balın doğal olmadığı manasına gelmez. Balın donması besin değerinde herhangi bir kayba neden olmaz ve ister bu şekilde istenirse sıcak su dolu bir kabın içine bal kabının konmasıyla (benmarin yöntemi) sıvı hale getirilerek tüketilebilir. Balın şekerlenmesi bambaşka birşeydir ve şeker veya glikoz katkılı olarak üretilmiş saf olmayan balların şekerlenmesi veya kristalize olmasıdır. Bilinçli tüketici olarak bu iki durumu birbirinden ayırmak gerekmektedir.