Posted on Leave a comment

Torba Hastalığı

Torba Hastalığı

Bu hastalık daha çok kışı kötü koşullar içinde geçirerek bahara zayıf çıkan bakımsız kovanlarda, pupa halindeki yavrularda görülür.

Diğer yavru hastalıkları kadar tehlikeli değildir. Kurtçuklar içi su dolu torba gibi yanından bir tığ ile tutulursa kolaylıkla dışarı çıkarılabilir.

Hastalıktan korunmak ve tedavi etmek için ilkbaharda arıları iyi beslemek, kovanların sıcaklığına özen gösterek yavruları üşütmemek, hastalıklı petekler fazla ise kesip çıkarmak gerekir.

torba hastalığı

Posted on Leave a comment

Arı Akarı

Arı Akarı

Mikroskopla görülebilen 80-120 mikron boyunda ve gözleri olmayan olan akar, arıların göğsünde bulunan hava deliklerinin içine girerek solunum borularına yerleşir. Akar, burada çoğalır ve zararını yapar. ömrü 30-40 gündür. Dişi akar trake (solunum borusu) içine 6-10 yumurta bırakır. 12-15 günde ergin hale gelirler. Delici-emici ağız yapısına sahiptir. Arının solunum boruları, kuruyan kan dokusu, akarın dışkısı, gömlek kalıntıları ve diğer artıklarla tıkanır.

Akarla bulaşık arıların kanatları sarkık ve titrektir. İleri aşamada sürünme başlar ve uçma refleksini kaybeder. Karın şişkindir. Solunum borusu mikroskopla incelendiğinde düz, lekesiz, krem rengindeki görünüm esmerimsi siyaha dönüştüğü görülür.

Posted on Leave a comment

Dizanteri

Dizanteri

İlkbaharda arıların faaliyete geçtiği sıralarda görülür. İshale yakalanmış arılar, koyu sarı, yapışkan, sulu ve pis kokulu bir pislik çıkarırlar.

Uzun zaman içeride kapalı kalmak, arıları ekşimiş veya bozulmuş şuruplarla beslemek, rutubet, soğuk veya kışın kovanlarda yeter derecede bal bulunmaması dolayısıyla arıların polenlerle beslenmeleri hastalığı meydana getiren başlıca nedenlerdir.

Bu hastalık bulaşıcı ve mikrobik değildir. Mevsim ilerledikçe kendiliğinden geçer.

Hastalıktan korunmak için hastalığa neden olan etkenleri ortadan kaldırmak gerekir.

İshale yakalanan arılar havaların birden yağmurlu ve soğuk gitmesi halinde dışarı çıkamaz ve uzun süre içeride kalırlarsa kendilerini daha fazla tutamayarak kovan içine dışkılarlar. İshalin arılar için tehlikeli olduğu aşama budur. Kovan içi rutubetli, küflü ve kokulu bir hal alır, kitle halinde arı ölümleri görünmeye başlar.

Posted on Leave a comment

Kireç Hastalığı

Kireç Hastalığı

Arılarda kireç hastalığı,Hastalığı Pericystis Apis isimli mantar oluşturur. Bu mantar daha çok nemli yerlerde ve 22-30 derece ısıda çoğalır. Hastalığa yakalanmış petekleri önce kirli beyaz bir küf sarar.

Bu küf zamanla gittikçe siyahlaşır. Bu esnada larvaları etkileyerek ölmelerine neden olur. ölen larva beyazlaşarak kireç şeklinde sertleşmiş bir hal alır.

KİREC HASTALIGI

özellikle ilkbaharda müsait havalarda arılar kireç hastalığına yakalanmış larvaları kovan dışına taşırlar. Hastalık kovan önünde beyaz mumya gibi larvaların belli bir sayıdan fazla görülmesiyle kolaylıkla teşhis edilir.

Hastalıktan korunmak için kovanları nemli yerlerde tutmamak ve toprakla teması kesip sehpa üzerine koymak gerekir.

Küflenmiş petekleri kovandan çıkarıp arı iyi beslenirse güçlü kovanlar bu hastalığı kolaylıkla atlatır.

Kireç Hastalığı Etmeni

Hastalıklı larvalar mumyalaşmamış siyahımsı gri veya beyaz renktedirler Hastalığın ilk dönemlerinde beyazlaşmış larvalar iki parmak arasında ezilebildiği halde ileri dönemde pirinç tanesi gibi sertleşerek  ezilmeler ve arılar tarafından kovan önüne ve uçuş tahtası üzerine atılırlar.

Posted on Leave a comment

Nosema-Arı Hastalıkları

Nosema

Nosema Apis isimli bir sporun neden olduğu Nosema, ergin arı hastalıklarının en önemlilerinden birisidir. Bulaşıcı ve tehlikelidir. Bu hastalık daha çok ilkbahar başlangıcı ve sonbaharın son günlerinde görülür.

Nosema tedavisi %99 etkili

İşçi arılar içinde nosema sporları bulunan besin, su ve benzelerini taşırken ya da ölü ve nosemalı arıların pisliklerini dışarı atarken hastalığa yakalanırlar. Hastalık ilerledikçe kovan zayıf düşmeye başlar.

Nosemaya yakalanan arılar uçamaz, yerlerde sürünür, felç geçirmiş gibidir ve ishal görüntüsü oluşur.

Çerçeveler üzerinde kanatları ayrılmış anormal görünüşlü arılar, kovan dip tahtasında ve kovan uçma tablasında karınları şişmiş arıların görülmesi Nosema hastalığının belirtilerindendir. Kovan uçuş tahtasında ölü arılar ve dışkılardan oluşmuş lekelerin görülmesi Nosema hastalığının teşhisinde önemli rol oynar.

Posted on Leave a comment

Avrupa Yavru Çürüklüğü

Avrupa Yavru Çürüklüğü

Avrupa yavru çürüklüğü hastalığı daha çok ilkbahar ve yaz başında zayıf kovanlarda görülür. özellikle nektarın az olduğu dönemlerde daha sık görülür.

Kovanların zayıf ve kötü kışlatılması , ilkbaharda soğuk ve nemli havaların uzun süre devam etmesi, yetersiz beslenme, stres ve nektar akımının geç başlaması sonunda hastalık belirtileri görülür.

Dünyada en yaygın görülen hastalıklardan biridir. Hastalığın etmeni en son yapılan sınıflandırmaya göre Melisococcus pluton adında bir bakteridir. Hastalıkta diğer bazı (sekonder) bakteri türleri de görülür ancak bunlar doğrudan hastalık oluşturmazlar fakat ölü larvanın kokusu ve kıvamı üzerinde etkili olurlar.

HASTALIĞIN BELİRTİSİ

Hastalığın kendine özgü kokmuş et ya da balık kokusunu andıran kokusu kovan açıldığında algılanabilir. Açık yavru döneminde ölmüş larvalar koyu kahverengi ve siyaha yakın renktedir ve larvadaki renk değişimi önemli bir belirtidir.

Hastalığın çok şiddetli seyrettiği durumlarda kapalı yavru gözlerinde de görülebilir. ölmüş larva bir çöple çekildiğinde Amerikan yavru çürüklüğünde görülen ipliksi uzama görülmez, kolayca petek hücresinden çıkartılabilir. Genellikle, Amerikan yavru çürüklüğü kapalı yavrularda görülürken Avrupa yavru çürüklüğü açık yavrularda görülür.

Avrupa yavru çürüklüğü oldukça sık görülen bir hastalıktır. Ancak çoğu yerde enfeksiyonun seviyesi düşük seyrettiği ve kuvvetli koloniler, hastalıkla kendi kendine başa çıktığı için arıcıların gözünden kaçmaktadır.

Hastalığa yakalanmış kovanlarda canlı, istekli çalışan işçi arılarda aşırı bir hassasiyet , tedirginlik, isteksizlik ve tembellik göze çarpar. ölü larvaların rengi değişir, donuk beyazdan önce sarı sonra kahverengi ve sonra da siyaha dönüşür. Larvalar genellikle kangal (C harfi) formundayken ölürler. ölen larvalar sulu, yumuşak bir görünüştedirler sonraları ise hamur kıvamını alırlar .

MüCADELESİ

Amerikan yavru çürüklüğündeki uygulamanın aksine şiddetli durumlar hariç, bu hastalıkta arıların ve yavru peteklerin imhasına gerek yoktur. Koloninin ana arısı bir süre kovan içerisinde kafeslenerek yumurta atması engellenir. Oxytetracycline, erythromycin veya diğer antibiyotik uygulamaları ile tedavi edilebilir. Ancak, antibiyotik kullanımı konusunda mutlak surette bir uzmanın görüş ve önerileri alınmalıdır. Çünkü antibiyotikler belli aralıklarla, belli dozlarda ve belli bir süre için kullanılması gereken maddelerdir. Aksi halde arı kolonisine, aile bütçesine ve balın kalitesine zarar verilir. Antibiyotik verilen kovanın balı uzun bir süre tüketilmemelidir. örneğin bu sürenin oxytetracycline grubu için en az 8 hafta olmasına karşın diğer antibiyotik grupları için 1 yıla kadar çıkabilir.

Arılıkta kullanılan ekipman ve hastalıklı kolonilerin boş kovanları 50 lt suya 1 kg soda veya 1/1’lik amonyum klorid eriyiği ile dezenfekte edilmelidir.

Posted on Leave a comment

Varroa Nedir?

Varroa Nedir

Varroa Nedir?Varroa arı zararlısıdır,Yani Halk arasında denilen arı biti…

Varroa kaç günde doğar?Üreme şekli nedir?

Varroanın üremesi,

ilkbaharda arıların kuluçka döneminde başlar,sonbahar bitimine kadar üremeye devam ederler,kışı sadece ergin varroa lar geçirir…Varroanın üremesi ve gelişmesi kapalı yavru gözlerde gerçekleşir.

Varroanın Vücut yapısı nasıldır?

Varroanın dişisi oval görünümde ve koyu kahve renktedir Vücut uzunluğu 1 1-1 3 mm, eni ise 1 5-1 7 mm arasında değişmektedir Vücudun alt kenarı 4 çift bacak ile çevrilidir Ağız yapısı sokucu ve emicidir.
Gerek ergin gerekse larva ve pupa döneminde arının kanını emerek beslenir Bu nedenle arıya her dönemde zarar verir.
Erkek varroa, sarı-gri renkte yuvarlak görünümlü, dişi varroaya oranla daha yumuşak bir kitin ile kaplıdır Erkek varroalar dişi ile çiftleşme sonrası öldüklerinden yetişkin arı üzerinde görülmezler

Varroa nasıl görüldü ve nasıl yayıldı?

Varroa ilk defa 1904 Yılında hint arılarında görülmüştür.

Varroanın ülkemize giriş tarihi nedir?

1970 yıllarda dünyaya yayılmış, ülkemizde ise 1978 yılında İzmir civarında görülmüş, yurdumuza girişi ise 1976 yılı olduğu tahmin ediliyor. Varroa ilk agır darbeyi, 1980 yılında binlerce koloni sönmesiyle kendisini göstermiş. Varroanın girişi ve tam fark edilişi aşamasında 600 bin koloni söndürdüğü kayıtlarda mevcut.

Varroanın arı kolonisine zararı nedir?

Ergen Varroaların kışı geöirmesinin ardından,Arıların ilk yavru gözlerine yumurta atmaya başladıkları zaman,yavru larva gözlerinin kapanmadığı zamanlarda dişi varroa,yavru gözlerine yumurta atar,yavru gözlerine atılan varroa yumurtası,arı pupa dönemindeyken ergen hale gelir,öncelikle kanatlarını keser arının,akabinde suyunu emer,ve yavru larva dan cıktıgı zaman kanatsız olarak dünyaya gelir,arılar hastalıklı yavruları sabahın en erken saatlerinde uçuş deliğinin önüne bırakırlar…

Ne gibi zararları var?

Ana arı yumurtlama sayısını düşürür,koloninin mevcudu düşer ,zamanla arıların yok olmasına sebebiyet verir.

Posted on Leave a comment

Arılarda Nosema Hastalığı

Nosema Hastalığı

Nosema hastalığı,Nosema Apis isminde ki Hücere içi bir parazit tarafından meydana getirilen bir ergin arı hastalıklarından olup,Tüm arı hastalıkları içerisinde en yaygın olanlarından birisidir,Arıların sindirim sisteminde bozukluk yaparak,verim düşüklülüğüne yol açarak ekonomik kayıplara neden olur. Bu hastalık arı ölümleride yapmaktadır.Rütübetli yerlerde ve nosemosi’sin görülme ihtimali daha fazladır…Hastalık genellikle ilkbahar mevsiminde yavruların coğaldugu bir zamanda görülür,Yaz mevsiminde ise görülme oranı düşer…

Hastalığın bulaşmasında,ergin arıların dışkıları,kendileri,sular,hastalıktan ölen arılar,Bulaşık bal,nektar,polenler ve kovan içerisinde kullanılan malzemler,İşci arı,erkek arı ve ana arı hastalığa yakalanabilir.Bazı koloniler parazit olsa dahi hastalanmaya bilir. İğne refleksi yoktur,arıların yaşam süresi kısalır,felç olan arılar ölür,arılar dışkılarını uzağa yapamadıkları için kovan içine kovan kapaklarının üstüne bırakırlar,Kovanda yalancı arı çıkma ihtimali yükselir,Ana arılarda yumurtlama kalitesi düşer…

TEDAVİ Yöntemleri

Fumagillin içeren ilaçlar kullanılmaktadır,ilkbahar döneminde bir hacim su+Bir hacim şeker olarak hazırlanan şuruba ortalama olarak,litresine 20-25mg fumagillin katılır.İlacın etkisini kaybetmemesi için öncelikle su kaynatılır ocaktan indirdikten sonra seker katılıp ılıdıktan sonra ilaç katılır. Bir kapak dolusu ilaç 5 litre ye kadar yada 3,8 litreye 4,5 gr(BİR ÇAY KASIGI DOLUSU)hazırlanan surup bir kez verilmesi yeterlidir,ucmayan arılar olursa 2 hafta sonra tekrarlanır bu yöntem. KORUNMA Hastalıktan korunmak için koloniler güçlendirilmeli,yer mesafesine 30-35 cm yüksekliğinde olmalı ,kovanlar birleştirilirken hastalık belirtisi olan koloniler seçilip dezenfekte edilmeli,arı bal nektar dönemine polen dönemine zamanında girmeli,anasız,yaşlı ana arılar ve verimsiz ana arılarla çalışılmamalıdır.

Bu hastalık genellikle ilk bahar ayında görülmektedir surup verildiği zaman içerisine vitamin ve Apimicin Denilen ilacı cok dozda kullanmanızı tavsiye ederim…

Posted on Leave a comment

Arı Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

Amerikan Yavru Çürüklüğü

Arkadaşlar eminim bu bilgileri bir çoğunuz biliyor ama derli toplu bir anlatım göremedim. Siteye yeni üye olan yeni arıcı arkadaşlar kolayca bulabilsin diye böyle bir başlık attım. Bir kusur işledimse affola.

Amerikan Yavru Çürüklüğü (AYÇ), arıların yavru hastalıkları içerisinde oldukça bulaşıcı, dünyanın her tarafında yaygın olarak görülen, önemli ve en tehlikeli bakteriyel hastalıklarından biridir. Yavru arılarda Paenibacillus larvae tarafından oluşturulan infeksiyöz, oldukça bulaşıcı bir hastalıktır.

Amerikan yavru çürüklüğü hemen her ülkede; İhbarı Mecburi Hastalıklar arasında yer almaktadır.

Bir yerde salgın bir arı hastalığının çıktığını haber alanlar 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunun 9 ve 10 uncu maddesine göre illerde Bakanlık İl Müdürlüğüne, ilçelerde İlçe Müdürlüğüne derhal bildirir.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de arıların en tehlikeli ve bulaşıcı hastalıkları arasında Amerikan Yavru Çürüklüğü bildirilmektedir. Zamanla tedbir alınmazsa koloniyi (ana arısı bulunan ve minimum
10-14 bin adet işçi arısı bulunan arı ailesini) öldürebilir hatta tüm koloniler ve diğer arılıklara (kolonilerin bir arada bulunduğu mekan) bulaşabilirler.

HASTALIĞIN YAYILMASI

Başlıca bulaşma nedenleri şunlardır;
a) Sterilize edilmemiş temel petekler,
b) Arıcıların bizzat kendileri,
c) Her türlü alet ve ekipmanları,
d) Hastalıklı kovandan çerçeve alıp sağlam kovanlara verilmesi,
e) Oğul arıları ile temel petekte kolonilerin birleşmesi,
f) Hastalık etkeni taşıyan ergin arılar,
g) Yağmacılık,
h) Sağlam arıların hastalıklı bölgelere girmesi,
ı) Hastalıklı bulaşık eski kovanların kullanılması,
i) Bal,
j) Ana arı
Petek ve bal hastalığın yayılmasında çok önemlidir. Çünkü bulaşık bal ile beslenen arılar larvaları enfekte edebilmektedir.

HASTALIĞIN TEŞHİSİ

Kuvvetli kolonilerde yeni bulaşmış hastalığın farkına varmak çok zordur. Hastalık ilerledikçe kolonide sürekli bir arı azalması göze çarpar. önceleri çok istekli ve canlı olarak çalışan koloninin, arıların azalması ile uçuş deliği önündeki canlılığı azalır. Arılar uçuş tahtası üzerinde veya uçuş deliği önünde şaşırmış ve ne yapacağını bilmez bir şekilde isteksizce gezinirler.

a) Başlangıçta sağlıklı olan larva, önce petek gözünün tabanında “C” harfi şeklinde gelişir. Larva enfekte olduğu zaman morfolojik yapısını kaybederek hücreyi dolduracak şekilde yukarı doğru yerleşir ve bu pozisyonda ölür.

b) ölü larvalar önce donuk beyaz, açık kahve, koyu kahve ve sonunda siyah renge dönerler.

c) ölü larva çikolata rengi aldığında bir kibrit çöpü sokulup çekilirse iplik şeklinde 2.5-10 cm kadar uzar.

d) Bazı gözlerde ölü yavru kalıntısı gözün alt yüzeyinde düzgünce uzanmış ve çok sıkı bir şekilde göze yapışmıştır.

e) Yavru, pupa döneminde ölmüşse petek gözü kapağı (Operkulum) yavaşça kaldırılacak olursa arının dilinin yukarıya doğru kalkık ve genellikle gözün alt üst iç yüzeyine değecek biçimde sertleşmiş bir vaziyette olduğu görülür.

f) Kovan kapağı açıldığında, ısıtılmış tutkal kokusu yada bozuk balık kokusu algılanır.

g) Hastalıklı çerçevelerin yavrulu gözleri gayrı muntazam olup, üzeri açık ve kapalı petek gözleri ile alacalı bir görünüm arz eder. Çok sayıda yavrusuz göz vardır.

h) Kapalı gözlerde kapağın renkleri solmuş, içeri doğru çukurlaşmış, toplu iğne başı büyüklüğünde delinmiş bir görünüm vardır. Larva döneminde ölmekle birlikte, ölü yavrular daha ziyade mühürlenmiş gözlerde bulunurlar. Yavru, prepupa ve pupa dönemindedir.

HASTALIĞIN TEDAVİSİ

Hastalık yeni başlamış ve hemen farkına varılmış ise, ilaçla tedavisi mümkün olabilmektedir. Bu durumda koloni, dezenfektan olarak kullanılan bazı kimyasal maddelerin yardımı ve ilaç olarak kullanılan bazı antibiyotiklerle tedavi edilebilir.

Dezenfektan Maddeler

Günümüzde en çok kullanılan dezenfektan maddeler ve özelliklerini sıralayacak olursak;

a) Potasyum hipoklorit (KClO) : Çamaşır sodası olarak da bilinir. Metal şurupluklar, el demiri, körük, ana arı ızgarası, maske, eldiven v.b. gibi malzemeler, 5 lt kaynar suya katılan 500 ml çamaşır suyu çözeltisinde 5-10 dakika kadar tutulur, sonra bol suyla durulanır ve güneşte kurutulur. Hazırlanan sodalı suya 250 gr Kalsiyum klorit ilave edilirse daha güvenilir bir dezenfeksiyon gerçekleştirilir.

b) Küllü Su : Potasyum hipoklorit yoksa, metal arıcılık malzemeleri % 1’lik küllü suda 1 saat kaynatılarak da dezenfekte edilebilir.

c) Zefiran : 100 ml’de 10 gr Benzalkonyum klorür içerir. Maske, eldiven gibi kıyafetlerin sterilizasyonu için 1/4000’lik eriğiyi tercih edilmeli ve çözelti için saf su kullanılmalıdır.

d) Hidrojen peroksit (H2O2): Oksijenli su olarak da bilinir. % 1’lik H2O2 çözeltisi ile arıcılık alet ve ekipmanları, boş kovanlar ve çerçeveler sprey şeklinde ilaç püskürtülerek dezenfekte edilebilir.

e) Kloramin: Boş kovan ve peteklerin dezenfeksiyonunda % 4’lük kloramin çözeltisi de kullanılmaktadır.

İlaçla Tedavi

Amerikan Yavru Çürüklüğü tüm dünya arıcıları için çok tehlikeli bir hastalıktır. Tedavi için kullanılan kimyasallar dikkatli seçilip uygulanmalıdır. Hatalı ilaç uygulamaları balda kalıntı problemi yaratabilir. Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı görülür görülmez ilaçla tedavinin yanı sıra “Transmasyon” (Çekirdek koloniler, yani dayanıklı kolonilerin oluşturulması) uygulaması da yapılmalıdır. Arı hastalıkları için son yıllarda ilaç kullanımı önemli derecede yaygınlaşmıştır. Ancak ilaçların, özellikle, antibiyotiklerin gelişi güzel kullanılması beklenen başarıyı önemli ölçüde etkilemiştir. Zira bazı hastalık yapıcı mikroorganizma türlerinin yaygın ve bilinçsizce kullanılması ilaçlara karşı toleransın artışına yol açtığı gibi dirençli suşların ortaya çıkışı da kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle ilaç seçiminin özellikle antibiyotik seçiminin yapılmasında hastalık etkenlerinin antibiyotiklere karşı duyarlılık derecelerinin bilinmesinde büyük yarar vardır.

özellikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve veteriner hekim reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle ilaçlama yapılmalıdır.

ARILARIN İMHASI

Hastalığın ileri safhalarında AYÇ hastalığının ilaçlarla önlenmesi pek mümkün olmamaktadır. Bu durumda arı ailesi ve çerçevelerin (petekleri ile birlikte) hepsi yakılarak imha edilir. önce akşam üzeri arıların öldürülmeleri gerekir. Bunun için kovanın uçma deliği kapatılır, çerçevelerin üzerine kalsiyum siyanid, etilasetat ya da herhangi bir insektisit uygulanarak arılar öldürülür. Yakma işlemi için, çukur kazılarak içinde çerçeveler (petekleri ile birlikte) ve ölmüş arılar toplanır ve benzin v.s. dökülerek yakılırlar. Yakma işi tamamlandıktan sonra çukur toprakla kapatılmalıdır ve bütün bu işlemler arılıktan biraz uzak bir yerde yapılmalıdır.

Isıya dayanıklı kovanın gövde, kapak ve dip tahtası ile işletmede kullanılan her türlü malzeme yukarıda yazılan dezenfektan maddelerle dezenfekte edilip, yüzeyler iyice kazındıktan sonra pürmüzle yakılarak kullanılmasına izin verilir.

Strofor kovanların kullanımına ise çamaşır suyu ile yıkandıktan ve 2 gün güneşte kurutulduktan sonra izin verilir.

TEŞHİS İÇİN LABORATUVARA MARAZİ MADDE GöNDERME

Herhangi bir arı hastalığında doğru teşhis gönderilen numuneye bağlıdır. Petek numunesi yaklaşık olarak
10 x 10 cm ebadında ve mümkün olduğu kadar renk değişikliği olan ve ölü larva içerir şekilde olmalıdır. Numunede hiç bal olmamalı yada çok az bal içermelidir. Numune gevşek şekilde ambalajlanmalı ve ambalaj işleminde plastik çanta, alüminyum folyo, yağlı kağıt, teneke veya cam gibi malzemeler kesin teşhisi imkansız hale getirdiği için kullanılmamalıdır. Numune tahta veya kalın karton kutularla gönderilmelidir. Eğer peteğin bir kısmı gönderilemiyorsa herhangi bir test için yeterince materyal içeren petek gözü de yeterli olabilir.